Haberin Devamı
YÖK Başkanı önümüzdeki genel kurulda liseler ile meslek liselerinin üniversiteye girişteki katsayı eşitsizliğinin kalkacağını açıkladı. Bir YÖK üyesi bu nedenle istifa etti.
Çok kolay bitirilebilecekken bitmeyen bir kavgayla daha zaman harcamaya devam ediyoruz.
İmam hatip liseleri din görevlisi yetiştirmek için kurulmuş, daha sonra askeri yönetim dahil bütün iktidarlar tarafından çeşitli gerekçelerle sayısı artırılmıştır.
Siyasi İslam da bu okulların “arka bahçesi” olduğunu ilan etmiştir.
İmam hatip kavgası bütün meslek liselerini etkiledi. Bu okullara giden gençler de eğitim gördükleri alanın dışında bir geleceğe yönelmek isteyebilirler. Ancak “katsayı” farkı dolayısıyla daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu gençlerin üniversiteye yönelmelerinin bir nedeni, onca üniversite mezununun işsiz dolaştığı bir toplumda meslek lisesi mezunu olmanın iş bulma açısından avantaj sağlamaması.
İkinci nedense, meslek lisesi mezunlarının da diğer lise mezunları gibi uzun dönem askerlik yapmaları.
Ancak şurası da bir gerçek ki, meslek liselerinin üniversite sınavında “eşitsiz” görülmesine yol açan katsayı sistemi onlar için değil, sadece onların bir bölümünü oluşturan imam hatip mezunları için çıkarıldı. Meslek liselerinin durumu, gençlerin bu liselere yönlendirilmesi gibi temel ve önemli konular da bu “katsayı” kavgasının altında kaldı. Meslek liselerinin eğitim sisteminin bütünü içindeki yeri, nasıl geliştirileceği pek fazla kimsenin umurunda değil, bu gençler de imam hatip kavgasının bir köşesinde duruyorlar.
Son sınavlar eğitim sistemimizin nasıl bir çöküntü içinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Ama asıl bunun üzerinde durulması gerekirken yine imam hatip kavgası öne çıktı.
YÖK Genel Kurulu’nda üzerinde kavga edilmesi gereken konu, herhalde eğitim sistemi, düzeyin sürekli düşmesi ve bunlara nasıl çare bulunacağı olmalıdır.
Ne yazık ki durum tam tersine...
Muhafazakâr kesime şirin görünmek için imam hatiplere kuvvet veren sağ ve sol siyasetçilerle, solcu gençlik yerine “mütedeyyin” gençlik yetiştirmek hevesine kapılmış askeri yöneticilerin yarattığı kargaşanın bu yollarla giderilmesi beklenemez.
İmam hatip meselesinin bir tek çözümü vardır, o da bu okullarla ilgili olarak, kuruluşlarındaki amaca, “ihtiyaç kadar din görevlisi yetiştirme” amacına dönülmesidir. Bunun dışında her türlü debelenme meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirecek, bugün olduğu gibi eğitimdeki çok vahim sorunlar, mesleki eğitim gibi temel konular bir kenara itilmeye devam edecektir.

