Ankara- CHP lideri Deniz Baykal, bundan böyle Ankara'da "birlikte yaşamak," üstelik uyumlu ve işbirliği halinde yaşamak mecburiyeti üzerine geleceği kuruyor.
Fransa'da genellikle devlet başkanı hangi partiden seçilmişse mecliste de aynı parti çoğunlukta oluyor ve yarı başkanlık sisteminin gerektirdiği tam uyum böylelikle sağlanıyordu.
Ancak bundan önceki iki dönemde devlet başkanı, mecliste çoğunlukta olan dolayısıyla da hükümet olan partiden değil, karşı taraftaki partiden seçildi. Böylece ortaya "Cohabitation" deyimi çıktı. Bu deyim Türkçeye hem "birlikte oturmak" hem "birlikte yaşamak" diye çevrilebilir. Tabii bu "birlikte yaşamak", uyum içinde, kavgasız dövüşsüz ya da çok az kavgayla yaşamak anlamına geliyor.
Kerhen değil, akılla...
Türkiye'nin siyasal sisteminde aslında "birlikte uyumlu yaşamak" kavramına fazla gerek yok. Çünkü yürütmenin bütün ana kolları hükümetin elinde toplanmış durumda. Cumhurbaşkanı'nın fazla yetkisi yok, muhalefet partilerini de iktidar kolayca bastırabilir.
Ancak Ankara'da, hem AKP tarafından esen rüzgâr hem de CHP liderinin bakış açısı, "kritik alanlara" girilmedikçe uyumlu bir "birlikte yaşama" dönemi geçireceğimizi gösteriyor.
Baykal, ikili bir sisteme gidildiğini daha önce de görmüş ve söylemişti. Tabii bu ikili sistemde özlemi CHP'nin iktidar, AKP'nin muhalefet olmasıydı. Bu gerçekleşmedi, tersi gerçekleşti.
Baykal seçim meydanlarında "tek başına iktidar" istemesine rağmen CHP'nin oy oranını yüzde 22 dolayında bekliyordu. Gerçi bazı önde gelen partililer son iki günde fazla havaya girmiş ve CHP'yi her yerde birinci parti ilan etmeye başlamışlardı ama Baykal kendi beklentisinin "gerçekçi" olduğunu tekrarlıyor.
CHP'nin dibe vurduğu 1999 yılından bu yana yüzde 120 dolayında bir oranda oyunu artırmış olması tabii Baykal'in yüzünü güldüren bir sonuç ve gerçekten önemli bir başarı.
Ancak diğer yanda da her siyasetçinin birinci amacı olan başbakanlık bulunuyor. CHP'nin ve AKP'nin aynı oyu alması, buna karşılık iki partinin daha barajı aşması durumunda meclis aritmetiği çok farklı olacak ve bugün 2-3 partili koalisyonları ve Baykal'in başbakanlığını konuşuyor olacaktık.
Cicim ayları ve sonrası...
Peki CHP oyunu yüzde 20'lerin daha üzerine çıkaramaz mıydı? Bu tartışmada yakın tarihin bazı olumsuzlukları fena halde devreye giriyor. Çalkantılı bir SHP dönemi, Çiller ile yapılmış olan "garip" koalisyon dönemi, istanbul Belediyesi'ndeki İSKi yolsuzluğu bunlardan bazıları. Biraz daha geri gidildiği zaman da belli bir kesimin, kuşaktan kuşağa aktarılan "tek parti" ve "katı devletçilik" anıları bile ortaya çıkıyor.
CHP, özellikle seçim dönemlerinde bu tarihi birikimin yarattığı olumsuzlukları henüz aşmış değil. Bunun partinin içinde de çok tartışıldığı anlaşılıyor. Hatta Ecevit'in "CHP mirasını sırtından atarak" DSP'yi kurması da bu birikimden kurtulmak çabası olarak niteleniyor.
Sonuçta Baykal CHP'nin bundan sonraki stratejisini "sabotajcı değil sorumlu muhalefet" üzerine kurmuştur. Bu da, Avrupa Birliği girişimleriyle başlayacak bir "ortak yaşam" in başlaması anlamına geliyor.
Bu dönem de her beraberlikteki gibi, "cicim ayları" olarak geçecektir. Kavga dövüş istemeyen, iş yapılmasını bekleyen halkın talebine uygun olarak "birlikte yaşanacaktır. "Cicim ayları" sonsuza kadar devam etmez, taraflardan biri bir ya da birkaç hata yapar ve "birlikte yaşama"nın ikinci aşamasına geçilir.
Birlikte yaşamak
Ankara- CHP lideri Deniz Baykal, bundan böyle Ankara'da "birlikte yaşamak," üstelik uyumlu ve işbirliği halinde yaşamak mecburiyeti üzerine geleceği kuruyor.
Haberin Devamı

