Birleşme mi paylaşma mı?

Haberin Devamı

DYP ile ANAVATAN’ın birleşme ve Demokrat Parti adını alma kararı geniş bir onay ve destek bulmuştu.

İki partinin kendilerini feshedip yeni bir parti içinde bütün kadrolarıyla yer almalarının siyasete yeni bir dinamizm ve belki bir seçenek
getirebileceği konusunda da geniş bir fikir
birliği oluşmuştu. Son aşamaya gelinirken bu birleşme, çökme işaretleri vermeye başladı.

İşareti veren taraf ANAVATAN oldu.

Buna karşılık DYP ve Mehmet Ağar tarafı başından beri izlediği çizgiyi bozmuyor, birleşmeye zarar verebilecek hiçbir beyanda bulunmuyor.

***

Bir taraftan bakıldığında, gerek CHP-DSP ittifakında gerekse DYP-ANAVATAN birleşmesinde
ilkeler ve programlar değil yönetim ve
milletvekili paylaşımı ağır basan etken oldu.

Bu dört partinin durumu tek tek ele alındığında, ikisinin; DSP ile ANAVATAN’ın değil yüzde on

barajını aşarak Meclis’e girmek, bu seçimin katıldıkları son seçim olması ihtimali bile yüksek görünüyor. Her iki parti için de, kadrolarının siyasete devam edebilmeleri için de bu ittifak ve

birleşmelere ihtiyaç olduğu ortada. Ancak olay “paylaşma” düzeyinde

yürüdüğü için sorun çıkması kaçınılmazdır. Böyle ortamlarda ilke filan kalmaz, kimin hangi güvenceyi alacağı, kimin koltuk kapacağı, kimin kenarda kalacağı asıl mesele olur.

Şimdi de öyle oldu. Ve böyle olduğunda da halkın talep ve ihtiyaçlarına cevap vermek, önemli konularda halka bilgi iletmek ve kamuoyu oluşturmak gibi varlık nedenleri olan siyasi partilerin küçük hesap örgütleri durumuna düşmesi kaçınılmazdır.

***

Eğer DYP-ANAVATAN birleşmesi gerçekleşmezse, AKP’ye merkezde alternatif arayan seçmende ciddi bir hayal kırıklığı oluşacaktır.

Şu anda “oyunbozan” taraf gibi görünen ANAVATAN ve Erkan Mumcu’nun sandıkta ek bir cezaya uğraması da doğal bir sonuçtur.

Diğer yandan da DP’nin yarattığı rüzgârın
her ne sebeple olursa olsun kesilmesini belki bir kısım seçmen de “DP’nin seçenek olmaktan
çıktığı” şeklinde yorumlayacaktır.

Eğer Ağar ile Mumcu durumu hızla toparlayamaz ve DP rüzgârının kesilmesini önleyemezse bunun kime yarayacağı da bellidir.

Böyle ortamlarda, senaryo üretmeye meraklı Ankara kulislerinde AKP’nin devreye girdiği ve birleşmeyi sabote ettiği konuşulur. Bunun ne

kadar doğru olduğunu bilmemiz mümkün değil; ama sonuca bakıldığı zaman, “kime yaradı” sorusunun cevabı açık olarak ortada durduğu için tartışılacak fazla bir şey de yoktur.

Bu aşamada DYP-ANAVATAN birleşmesinin suya düşmesinin AKP’ye yarayacağı tartışılmaz bir gerçektir.

Eğer DP’nin yarattığı “seçenek ihtimali” görüntüsü ya da muhtemel bir koalisyonu dengeleyecek parti beklentisi boşa çıkarsa AKP kesinlikle kârlı olacaktır.

Elbette bu kâr-zarar hesaplarının ötesine geçemeyen, topluma önderlik için gerçekleri tartışamayan siyasi partilerin bütün yapıya verdikleri zarar da bellidir.

DİĞER YENİ YAZILAR