Biriniz gidiverin

Haberin Devamı

Salı günleri yapılan parti grup toplantıları bütün ülke için çoktandır bir kâbus haline geldi. Birkaç yüz “aşırı taraftar” ziyaretçinin ve vekillerin alkışları eşliğinde birbirlerine laf yetiştirme, laf oturtma yarışındaki liderler bütün ölçüleri kaçırmaktan da çekinmiyor.

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun dünkü “salı kavgası”nın ana noktası da “kim kime gidecek” sorunuydu.

CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Başbakan ile görüşmediği için eleştiriliyordu, yeni Genel Başkan görüşebileceğini söyleyince destek gördü. Ama bu kez de ortaya “kim kimi davet edecek, kim kime gidecek” sorunu ortaya çıktı. Her iki lider de eğer bu tavırlarının, birkaç yakın taraftar dışında halktan herhangi bir destek göreceğini sanıyorlarsa fena halde yanılıyorlar.

Bu tavırları eğer grup sıralarından gelecek alkışlar uğruna alıyorlarsa, bilsinler ki halk orada yaşananları, en azından “çocukça” olduğunu görebilecek kadar iyi izliyor.

***


Başbakan, başta ABD Başkanı olmak üzere yedi düvelle, Türkiye’nin terör sorunun çözümü için destek istemek üzere konuşuyor, konuşabiliyor, ama içerideki diğer liderlerle görüşmesi mümkün olmuyor!

Erdoğan, süregelen “terörle mücadelede dışardan istediğimiz desteği bulamamız“ şeklindeki ana yakınma konusunu seslendirmeye dün de devam etti.

Acemi davacı derdini mübaşire anlatırmış misali, her gördüğü yabancı siyasiye ülkenin terör sorununu anlatan Erdoğan’a kuşkusuz başta Amerikalılar olmak üzere herkes aynı cevapları veriyor.

***

1999 yılında, bundan 11 yıl önce terör örgütünün liderini hâlâ kendilerinden bir şeyler istemeye devam ettiğimiz “dış güçler” önce tecrit etti, sonra yakalayıp Türkiye’ye teslim etti. Bunun ardından yakalanan elverişli ortamı Ankara kullanamadı, belki de kullanmadı. Bugün hâlâ Ankara’da “Kuzey Irak’taki PKK liderleri bize teslim edilsin”, “Irak kendi sınırları içindeki terörü halletsin”, “ABD Irak’taki işgalci güç olarak bu işi halletsin” diye konuşuluyor.

Savaş halinde, bölünme eşiğinde ve işgal altında bir ülkenin hiçbir şeye egemen olamayan devletinin senin terör sorununu çözmesini istemenin ne anlama geldiğini düşünmelidirler.

Her zaman ülkesinin büyüklüğü, devletinin güçlülüğüyle övünenlerin, varlığıyla yokluğu belirsiz bir devletten kendi terör sorunu için yardım istemesinin ne anlama geldiğini de düşünmelidirler.

11 Yıl önce PKK liderini teslim eden Amerikalılara “Siz yardım etmediğiniz için çözemiyoruz” demenin ne anlama geldiğini de düşünmelidirler.

Bunları düşünecek ve Türk halkının tümünü mutlu edecek bir çözüm için ortak aklın peşine düşmek yerine “kim kime gidecek” komikliğiyle zaman kaybetmenin ne anlama geldiğini de bir kez olsun düşünmelidirler...

DİĞER YENİ YAZILAR