Birikmiş öfkeler

Dünyadaki zenginliklerin dağılmasındaki eşitsizlikler bugüne kadar daha çok coğrafya terimleriyle anlatıldı. Doğu-Batı, Kuzey-Güney, merkez-çevre

Haberin Devamı

Dünyadaki zenginliklerin dağılmasındaki eşitsizlikler bugüne kadar daha çok coğrafya terimleriyle anlatıldı. Doğu-Batı, Kuzey-Güney, merkez-çevre.

Üçüncü dünya kavramı da komünist olmayan ama dünyanın fakir bölümünde yer alan ülkeleri anlatmak için kullanıldı.

Bu eşitsizlik bir süredir büyüyen şehirlerle merkez-varoş ikilemine kaymış durumda. Azgelişmiş ülkeler, kendi yapıları doğrultusunda ortaya çıkan gecekondu semtleriyle bu oluşumu uzun süre önce yaşadı.

Aslında gelişmiş kapitalist ülkelerde de "merkez" her zaman "üst sınıfın", varoş ise çalışan sınıfın mekânı olmuştur. Çünkü fabrikalar, atölyeler şehrin varoşlarındadır ve çalışan kitle iş bulduğu yere yakın oturur.

Paris'te başlayan "gece gerillası" başka şehirlere, başka ülkelere de yayılıyor. "Gece gerillası"nı yürütenler çoğunlukla 18 yaşın altındaki işsiz, kötü eğitimli, gelecekten umutsuz kitle.

Bunlar, "üçüncü dünya"nın çeşitli ülkeleri olan anavatanlarını orada gelecek görmedikleri için terk ettiler, ama geldikleri toplumda da gelecek bulamadılar.

Din savaşı değil "öfke"nin savaşı
Fransızlar da şimdi itiraf ediyor: En kötü öğretmenler bu varoşlara gönderildi, en az imkânlı hastaneler buralarda kuruldu, ancak mecbur kalan doktorlar buralarda çalıştı. Genel işsizlik en fazla buraları vurdu. Varoş gençleri, herhangi bir ayırım yapılmadan, hatta rengi ve adı dolayısıyla daha da fazla olarak hep potansiyel suçlu gibi görüldü. Şehrin merkezinde "kibar" olan polisin varoşlarda asla eli tutulmadı.

Varoş gençliği biriktirdiği bütün öfkeyi en şiddetli şekilde kusuyor. Bu kıvılcımı yangına çeviren kişi de Fransa'nın gelecekteki cumhurbaşkanı olarak görülen Sarkozy oldu. Gece savaşını başlatan gençlere "it kopuk, serseri, ayak takımı" dediği andan itibaren yangın büyüdü.

Bu yangının, birikmiş öfkelerin boşalmasının birçok nedeni var. Ama sayılan nedenler arasında Tayyip Erdoğan'ın zannettiği gibi "türban" meselesi olsa bile, en alt sıralarda yer aldığına kuşku yok. Şu anda varoş gençliği bir tür "sınıf savaşı" yapıyor, "din savaşı" değil.

Paris'te başlayan ayaklanma "uygarlıklar savaşının" uç vermesi gibi görülebilir, ama bu ayaklanmada dinsel unsurlar ve etkiler daha aşağılarda kalmaktadır.

* Fransa'nın, daha önce yaşadığı deneyimler ve siyasi esneklik yeteneği bu "gece gerillası"nı aştıktan sonra yeni sosyal politikalar oluşturmaya uygundur. Bu olayda ortaya çıkan önemli gerçeklerden biri de Sarkozy gibi siyasilerin geleceğin dünyasında yerlerinin kalmamış olduğudur.

DİĞER YENİ YAZILAR