DEHAP'ın seçime girmek için sahtecilik yaptığının kesinleşmesiyle Türkiye'yi "biraz hukuk"a layık görenler yine "istikrar" adına, "kamuoyu" adına, "siyaset" adına seslerini yükselttiler.
Kimilerine bakarsanız, kamuoyunun eğilimlerine göre hukuk esnetilebilir. Kimileri için önemli olan istikrardır; tam işler düzelme yoluna girmişken hukuk adına istikrar bozulmamalıdır. Bazıları da "siyasi komplo" kuşkularını ifade ediyorlar... Yeniden seçim ihtimalinin yarattığı "korku" bile siyasette, kamu yönetiminde "olgunluk" yolunda daha çok adım atmamız gerektiğini gösteriyor. Aynı siyasi olgunsuzluk da hukukun böyle bir tartışmada ikinci plana alınabileceğini değişik kelimelerle söylüyor. Hukuk varsa vardır, "biraz" hukukla yetinmeye çalışanlar aslında hukukun üstünlüğünü istemeyenlerdir.
Zor sorular...
DEHAP olayının üzerine yapılan itirazları Yüksek Seçim Kurulu bugün görüşecek ve büyük olasılıkla bir karar verecek. Bugüne kadar yansıyan bilgilere göre ve Hükümetin en üst düzeyden yaptığı "değerlendirmelere" göre çıkması beklenen karar, itirazların reddi ve bugünkü durumun devam etmesi yönündedir. O zaman "hukukçu" olan Yüksek Seçim Kurulu üyeleri ve Başkanı şunları tekrar açıklamak zorundadır:
* Yargıtay'ın uyarısına rağmen DEHAP'ın seçime sokulma kararı nasıl verilmiştir?
* 800 oy milli iradeye yansımadı diye Siirt seçimini iptal eden kurul, 2 milyon oyun milli iradeye "kendi kararıyla" yansımamasına nasıl bir gerekçe getirecektir?
* Genel seçime DEHAP'ın katılması yönünde karar veren YSK neden aynı partiyi bir yerel seçime, katılamayacağına karar vererek sokmamıştır?
* Sonuçlar kesinleşmiş, bütün milletvekilleri yeminlerini edip göreve başlamıştır, denilecekse Siirt'ten bağımsız seçilen "Jet Fadıl"ın Meclis'te yemin ettikten sonra milletvekilliğinin düşürülmüş olmasının nasıl bir hukuki gerekçesi olabilir?
Yeni yanlışlar yapılmamalı
Yüksek Seçim Kurulu, 3 Kasım seçimleri öncesinde DEHAP ile ilgili olarak "siyasi nedenlerle" yanlış yapmış olabilir. Eğer halen bu kurulun kararları hukukun en temel ilkelerine göre veriliyorsa, bu yanlışı kabul edecekler ve yeni yanlışların altına imza atmayacaklardır. Türkiye'de hukukun üzerine düşmüş olan ve hukukun üstünlüğünü engelleyen siyaset gölgesinin, siyasi güç ve nüfuz etkilerinin son örneği bu tartışmadır. Bugün göreceğiz, hukuk mu üstün gelecek, siyasi ya da bürokratik çıkarlar mı?
"Biraz" hukuk olamaz
DEHAP'ın seçime girmek için sahtecilik yaptığının kesinleşmesiyle Türkiye'yi "biraz hukuk"a layık görenler yine "istikrar" adına, "kamuoyu" adına, "siyaset" adına seslerini yükselttiler.
Haberin Devamı

