Türk milliyetçiliğinin yüz yıllık geçmişinin mirasına sahip gibi davranan Milliyetçi Hareket Partisi’ni seçmenin de tam olarak konumlayamadığı son seçimde de görüldü.
1960 öncesinde, içinde ırkçılık da sert din aleyhtarlığı da bulunan Türk milliyetçiliğinin yükselişi, Türk solunun yükselişiyle birlikte gerçekleşti.
Alparslan Türkeş’in MHP’- yi örgütlemesiyle milliyetçi hareketler ilk kez entelektüel düzeyden sokağa indi.
60’lı ve 70’li yıllardaki toplumsal ve siyasal çatışmaların önemli bir tarafı hep MHP oldu. Komünizme karşı örgütlenmiş muhafazakâr gençler görevlerini yapmak için çok çalıştı.
Bu dönemin özetini Türkeş, 1980 askeri yönetiminin mahkemesinde söylediği “fikirlerimiz iktidarda biz hapisteyiz” sözüyle anlattı.
Komünizm tehlikesi kalmayınca varlık nedeni ortadan kalkmış gibi görünen MHP’nin imdadına PKK yetişti. Milliyetçi Kürt hareketi teröre başvurunca MHP de yükseldi, halkın tepkisini kendisi için desteğe dönüştürmeyi başardı.
Türk milliyetçi hareketlerinde ırkçılık vurgusu başından beri var olmasına rağmen din hep tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmayı kesmek için ortaya atılan “Türk-İslam sentezi” iki tarafı da tatmin edecek bir formül olarak ortaya çıktı.
12 Eylül öncesindeki kanlı günler MHP’nin “yukarıda” olduğu günlerdi. İkinci “parlak” dönemi de terörün tırmanmasıyla birlikte 1999 seçiminde elde ettiği başarıyla gelmiştir.
Bugünkü MHP yönetiminin getirdiği önemli bir değişim, terörle ilgili bütün sert tepkilere rağmen “ülkücüleri” sokaktan çekmek olmuştur.
Bu değişim de sokakta var olabilenlerin Büyük Birlik Partisi’nin kurarak hareketten ayrılmalarına yol açmıştır.
29 Mart seçim sonuçları, MHP’nin aslında bütün fikrî yapısıyla hem AKP hem CHP tarafından “kuşatılmış” olduğunu gösteriyor.
Siyasette “dini” referansların kullanımı ve klasik muhafazakâr temalarla AKP ile aynı hatta bulunan MHP, Batı karşıtlığı ve sert ulusalcı üslupla da CHP ile sık sık buluşmuştur.
Bu da son seçimde belli bir oy artışı sağlamış olmasına rağmen, Orta Anadolu’ya hâkim AKP ile Batı kıyılarına hâkim CHP arasında sıkışması sonucuna yol açmıştır.
MHP’nin aslında CHP’den farklı olmayan Kürt politikasının bundan böyle büyük kitleleri çekmesi zordur. “Artık bitsin” aşamasına gelmiş olan, Kürtçe TRT’yi kabullenmiş olan toplumun eski sert üsluptan etkilenmesi önceki dönemlere kıyasla daha zordur.
MHP’nin bugünkü “kimlik” sorunlarını çözmesi için öncelikle CHP’nin çağdaş bir sosyal demokrat çizgiye yönelerek klasik “ulusalcı” üslubu terk etmesi gerekiyor.
Böyle bir boşluğu doldurabilecek olan MHP yine de terörün sona ermesiyle birlikte kimlik sorunları yaşamaya devam edecektir.

