Bir yarışmanın gerisi

Geçen hafta İstanbul'da Eurovision şarkı yarışması yapıldı. Birkaç gün herkes eğlendi, şarkılar hakkında konuştu, sonuçları tartıştı

Haberin Devamı

Geçen hafta İstanbul'da Eurovision şarkı yarışması yapıldı. Birkaç gün herkes eğlendi, şarkılar hakkında konuştu, sonuçları tartıştı.

Bunlar güzel de, bu yarışmanın ardından söylenenler büyük bir zayıflığımızı bir kez daha ortaya çıkardı.

Çok gururlandık... En iyi biz düzenledik... Bütün dünya bizi övüyor... Bir gururlandık bir gururlandık... Dünyanın bütün gazetelerinde Türkiye'yi öven yazılar çıktı... Vs... Vs...

Bu şarkı yarışmasını düzenlemekte gösterdiğimiz başarı ve övünmeye bakıldığı zaman, sanki suyla çalışan otomobili bulduk da dünyaya ve insanlığa acayip bir katkımız oldu sanılabilir.

* Bu yarışma bundan önce 48 kere başka ülkelerde düzenlenmiş, hiçbirinde bir falso olmamış, her seferinde insanlar eğlenmiş.

Bu bir şarkı yarışması. Bu yarışmayı kazasız belasız hallettik, herhangi bir falso yapmadık diye bu kadar övünerek kendi kendimizi ele veriyoruz.

Elbette dünya basınında, televizyonlarında Türkiye ile ilgili olumlu haberler, yorumlar çıkması iyidir. Ama bu övgüleri alma nedenimiz 49'uncu kez yapılan bir şarkı yarışmasıdır.

İç sıkıntımız
Yarışmanın ardından ortaya çıkan sorunumuz da dünya, özellikle de Batı dünyası karşısındaki boynu büküklüğümüzdür. Buna "kompleks" diyenler de olabilir.

Daha önce 48 kez aynı şekilde yapılmış bir şarkı yarışmasını 49'uncu kez kazasız belasız halletmiş olduğumuza kendimiz bile inanamıyoruz. Hemen sevindirik oluyoruz.

Uzun süredir önemli bir şey başaramamış olmaktan, ikinci sınıf görülmekten ve kendimize de itiraf edemediğimiz anlamsız sorunların içinden çıkamamaktan duyduğumuz ezikliği böyle olaylarla gidermeye çalışıyoruz.

Birkaç yıl önce bir Türk futbol takımı bir Avrupa takımını yendiği zaman sokağa dökülenler "Avrupa Avrupa duy sesimizi" diye bağırırlardı. Bir süredir önemli futbol başarıları olmadığı için bu sesler de yükselmiyor.

* Her fırsatta "şöyle büyüğüz, böyle büyüğüz" diye tekrarlayıp durmanın arkasında da aynı "iç sıkıntımız" olduğu bellidir.

Önemli konularda bir başarı sağlayamıyoruz. Ekonomimiz hâlâ yerinde sayıyor. Toplumun moralini yükseltecek hiçbir büyük gelişme yaşamıyoruz. Kendi durumumuzu düşündükçe içimiz sıkılıyor,

Eurovision şarkı yarışması gibi olaylar da bu "iç sıkıntımızı" açığa vurmamızı sağlıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR