Bir tek amaç olabilir

Haberin Devamı

Ergenekon adıyla anılan davaların yürütülmesiyle ilgili çok itiraz ve tartışma oldu. Bu davalar, siyasi amaçlı şiddet eylemlerinde bulunmak, askeri müdahale ortamı yaratmak amaçlı örgütlenme ve faaliyetleri kapsıyor. Bu örgütlenmelerin adına “derin devlet” de deniyor. Çünkü kaynakları devletin içinde.

1 Mayıs 1977 olayları dahil, 12 Eylül askeri darbesine giden yolda, Ecevit’e suikast girişiminde bu örgütün ya da yapılanmanın izleri görüldü, sürüldü. Abdi İpekçi’nin katilinin askeri hapishaneden kaçırılması, bu cinayete karışanların daha sonra Papa suikastında ortaya çıkmaları ve içlerinden bazılarının 80’li yıllarda da devletin bazı kurumları tarafından istihdam edilmiş olmaları bu izlerin birbirleriyle bağlantılı olduğu izlenimini yarattı. Sonra Susurluk kazasıyla ortaya çıkan ilişkileri yazan Uğur Mumcu öldürüldü, başkaları da öldürüldü. Susurluk kazası patladı. İlk kez kamuoyu geniş bir şekilde, daha önce dar çevrelerde konuşulan “yapılanma”dan haberdar oldu.

***

Ergenekon adıyla özetlenen soruşturma ve davalar ve bunun askeri müdahale aşamasındaki planlama ve hazırlıkları şu anda yargının önündedir.

Davalardan birisi de Hrant Dink cinayetiyle ilgilidir. Cinayetin hemen ardından bazıları katillerin “milliyetçi arkadaş çevresi” olduğuna kamuoyunu inandırmaya çalışmıştır.
Ve Nedim Şener, titiz bir gazetecilikle bu cinayetin öncesinde ve sonrasında, “kamu”nun içindeki birçok kişinin sorumluluğunu ortaya çıkarmış, bu olayın kimi çevreler tarafından sunulmak istendiği gibi bir “milliyetçi arkadaş çevresi”nin işi olmadığını, tam tersine Ergenekon adıyla anılan yapılanmalara kadar uzanan bir ilişkiler zincirinin icraatı olduğunu kanıtlamıştı.

Nedim Şener, dün “Ergenekon üyeliği” iddiasıyla gözaltına alındı.

***

Ahmet Şık çalışkan bir gazeteci olarak, Silahlı Kuvvetler içinde 2002-2003 yıllarında en üst düzeyde “darbe” konuşulduğunu kanıtlayan, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in günlüklerini yayınladı. Bu haberle birlikte Ergenekon yapılanmalarının boyutlarını Türk halkı açık olarak görebildi.

Ahmet Şık, iyi izlemeyenlerin, Ergenekon ve darbe davalarını anlayabilmeleri için kılavuz niteliğinde iki kitaba da gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte imza attı.
Ahmet Şık da dün, Ergenekon üyeliği iddiasıyla gözaltına alındı.

Bu gözaltına alma ve aramalarla ilgili olarak ortada dolaşan “somut” bilgilerin hiçbirinin kendi başına suç teşkil etmediğini de açık olarak belirtmemiz gerekiyor.
Ergenekon gibi karmaşık bir yapılanmalar ve bunların yine birbirine bağlanması çok kolay olmayan faaliyetlerinin biraz daha aydınlanmasına önemli katkıda bulunmuş iki gazetecinin “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ile suçlanması çok anlamsız geliyor.

Ama bunun çok açık bir sonucu var. Türk halkının bir kısmı Ergenekon ve darbe hazırlıkları davalarını, ne gelişme olursa olsun “Silahlı kuvvetleri ve vatansever çevreleri yıpratmaya” yönelik bir komplo olarak görüyor. Bu davaların yürütülüşündeki birçok yanlış bu inancın sürmesine yol açıyor.

Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın gözaltına alınması, Ergenekon soruşturmasının “bütün muhalifleri susturmak için bir araç olarak kullanıldığı”nı savunanlara da çok büyük bir dayanak sağlamış olmaktadır.

Ergenekon ve darbe davalarının inandırıcılığına ve temizliğine en büyük darbe dünkü gözaltılarla vurulmuştur. Herhalde bunu yapanların amacı da buydu.

DİĞER YENİ YAZILAR