Bir seçim daha

Haberin Devamı

Türkiye yeni cumhurbaşkanını
seçemedi, daha aylarca da seçemeyecek.

Cumhurbaşkanı Sezer, cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili anayasa değişikliklerini hem halk oylamasına
götürdü hem de Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açtı.
Sezer’in referandum yasasını da
veto etmesiyle birlikte anayasa değişikliği
sandığının halkın önüne konmasının
ekim ayını bulacaktır.
O arada seçim yapılacak, yeni bir Meclis oluşacak. Yeni Meclis’in ilk
görevi cumhurbaşkanı seçimini
yapmaktır. Meclis şu andaki anayasa kurallarına göre cumhurbaşkanı seçimi için toplanacak, eğer ilk iki oturuma 367 milletvekili katılmazsa seçim yapılamamış olacak ve Meclis seçime gitme kararı alacak, tekrar seçime gidilecektir.

***


Bu siyasi kargaşanın kaynağı, ülkeyi yönetmekle yükümlü olan siyasi kadroların bu ehliyete sahip olmayışıdır. Kimileri, bunun aslında AKP üst yönetiminin istediği bir durum olduğunu, hesapların aslında bu ikinci seçime göre yapıldığını savunuyor.
Bunun arkasını da düşünelim.
Tekrar seçim yapılacak ve sandıktan aşağı yukarı aynı sonuç çıkacak. Sonra bir daha seçime gidilecek...
Bu, Ankara’daki kadroların
aslında ülkeyi yönetmeye istekli
olmadıklarının görüntüsüdür.
n Türkiye aylarca Meclis’siz, güvenoyu almamış eğreti hükümetler ve eski cumhurbaşkanı ile yönetilmeye çalışılacaktır.
n Şu anda varolan iç ve dış sorunlar, ekonomiden teröre, genel asayiş ve güvenlik sorunlarına kadar bütün meseleler, özellikle de Avrupa Birliği konusu
tümüyle uyumaya bırakılacaktır.

***


Böyle bir “yönetimsiz” ortamın, çeşitli nedenler ve amaçlarla ülkenin bulanık sularda yüzmesini isteyenlerin
hedeflerine ulaşabilmesine önemli imkânlar yaratacağı da bellidir.
n Türk demokrasisinin bu kez muhtıra ya da dış müdahale ile değil, varlıklarını ona borçlu siyasiler eliyle fiili kesintiye uğratılması tehlikesi ortaya çıkmıştır.
n Böyle bir siyasi ve idari kaos
ortamını siyasi taktik olarak seçmiş her Ankaralı kendi siyasi intiharını da hazırlamış demektir. Çünkü bu kaosun sona
erdirilmesi için demokratik sistem dışı müdahale isteyenler de seslerini yükseltecek, sivil siyasiler bir kez daha ülkeyi
çıkmaza sokmuş olacaklardır. Bunun en ağır sonuçlarından biri de ülkenin tam anlamıyla, en korkulan şekliyle ikiye bölünmesidir.

***


Ufukta böyle ağır bir kaosun çizgileri her gün biraz daha belirgin hale geliyor.
Ankara’daki siyasi iktidar bu kaosu engelleyecek deneyim ve siyasi basirete sahip değildir. Muhalefet ise ancak böyle bir kaosun ardından iktidar olabileceği hesaplarıyla bütün sağduyusunu
kaybetmiş görünmektedir.

DİĞER YENİ YAZILAR