Haberin Devamı
Başbakan Erdoğan’ın, göreve geldiği ilk günden beri Kürt meselesi ve terörle ilgili olarak söylediklerini alt alta koyunca ortaya çıkan gerçek, kendisinin bu meselelerle ilgili olarak net bir görüş sahibi olamadığıdır.
Net bir görüşü olamadığı, ana meselenin çevresinde ortaya çıkan her ayrıntıda kendisini gösteriyor. Ana meseleyle ilgili bir altbaşlık ortaya çıktığında, her seferinde aynı şeyler yaşanıyor: Başbakan, bir sözünü hemen ardından söylediği bir başka sözle tekzip ediyor.
Son olarak gündeme gelen “eve dönüşü teşvik” meselesinde yani dağdaki PKK’lıların suç işlememiş olanlarının silah bırakmasını sağlama konusunda da aynı görüşsüzlük hali, hakim durum olarak ortaya çıktı.
Güçlü başbakan olmak için arkasında yüzde 47’lik bir oy desteğine sahip olmak yetmez. Güçlü başbakan, konu dağdakileri indirmek ise bu konudaki görüşünü açık olarak söyler, kamuoyunun desteğini sağlamak için gerekçelerini ve mantığını açıklar, sonra da harekete geçer.
Terörün sona erdirilmesiyle ilgili olarak basit lise ödevi mantığı içinde hazırlanmış olan ve sürekli tekrar edilen “ekonomik, toplumsal ve hukuki önlemler” sözü de ne anlama geldiği ya da gelmesi gerektiğine ilişkin bir zihin açıklığı bulunmadığı sürece, sorunun “kriz yönetimi” mantığıyla ele alınması mümkün olmuyor.
Terörün kaynağının “dışarda” olduğunu sanan görüş fukaralığı içinde bulunanlar, Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminin PKK siyasetini tümüyle değiştirmesinden sonra gerçek durumda aslında bir değişiklik olmadığı görüldüğünde herhalde pek şaşırmıştır.
Terörün sona ermesi için, toplumsal ve siyasal desteklerinin kesilmesi için Hükümetin, Başbakan’ın bir “planı” olmadığı her gün bir kez daha ortaya çıkıyor.
Eğer Başbakan “eve dönüş” dediyse, bunu söylemesi için cebinde bir plan olması gerekirdi.
Ama Başbakan her gün muğlak ifadeler kullanıyor ve her söylediği birbiriyle çelişiyorsa sadece plansız değil aynı zamanda da “görüşsüz” olduğunu göstermekten başka bir şey yapmıyor demektir.
Şu anda büyük sorun, Ankara’nın gerçekten çözüm isteyip istemediğini bilmemesi ve çözümün yolları konusunda fikir sahibi olmamasıdır. Böyle olduğu sürece de dalgalanmalar, bir o yana bir bu yana süreklenmeler, her rüzgâr değiştiğinde yön değiştirmeler kaçınılmaz olur.

