Haberin Devamı
Ankara’da Meclis’in açıldığı gün, İstanbul’da Genelkurmay Başkanı’nın siyasi içerikli bir konuşma yapması yeni bir muhtıra niteliğindedir.
Bu konuşmanın içeriğinin bazı bölümlerine katılan da olabilir katılmayan da olabilir. Ama konuşma bütünüyle siyasidir ve yakın dönemin en önemli sorunlarına ilişkin olarak Genelkurmay’ın tavrını göstermektedir.
Şu anda Meclis’te bulunan, seçimde aldıkları oylarla oraya gelmiş olan ve azımsanmayacak bir kitleyi temsil eden bir siyasi partinin doğrudan hedef alınması da konuşmanın kendi içindeki tutarlılığının bir sonucudur.
Genelkurmay Başkanı, yeni anayasa ile ilgili olarak kendi sorumluluk alanlarına giren konularda daha sonra fikir belirteceklerini söylemekte ama çizdiği çerçeve aslında anayasanın neredeyse tümünü ve mantığını kapsamaktadır.
Orgeneral Büyükanıt’ın Kuzey Irak ve burada oluşmakta olan Kürt devleti ile ilgili görüşleri de tümüyle siyasi niteliktedir. Bu yeni devletin ister tümüyle bağımsız olsun isterse Irak’ın gevşek yapısı içinde federatif bir yapısı olsun, Türkiye için tehdit olup olmayacağı ve bu devletle olan ilişkilerin nasıl düzenleneceği tümüyle “siyasi” bir karardır. Genelkurmay Başkanı ise bu konuda bugüne kadar yürütülen politikanın devam etmesini talep etmekte ve böyle bir devlet oluşumuna sonuna kadar karşı konulması gerektiğini savunmaktadır.
Orgeneral Büyükanıt terörle mücadele konusunda hiçbir ülkenin bize destek olmadığını da belirtmektedir.
Burada “neden” sorusunu sorarken kendi yanlışlarımızı gözden geçirmek de soruna gerçekten köklü çözümler bulmak için vazgeçilmez bir tavır olarak ortaya çıkıyor.
Örneğin Susurluk rezaletleri patlak verdiğinde, örneğin Şemdinli’deki bombalama olayı herkesin bilgisine ulaştığında “neden” sorusunu, bir kez daha ve çuvaldızı kendimize batırarak sormak durumundayız.
Terörle mücadele 24 yıldır sürüyor ve terörün kökü kazınamadı.
Neden?
Dost bildiğimiz ülkeler bize destek olmadığı için mi?
Olayın bir yanında büyük maddi çıkarlar bulunduğu için mi?
Her iki sorunun da cevabı “evet”tir. Ve hemen bu noktada “Peki biz hangi yanlışları yaptık ve bu yanlışlardan nasıl döneriz” sorusunu eklemezsek daha onlarca yıl aynı konuşma yapılır gider.
Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasının asla tartışılmayacak bir bölümü var:
“Korkularınızla, korkularımızla yaşamamız lazım. Hiçbir güç Türkiye’yi bölemez. Kendimizi küçük görmeyelim. Kimsenin gücü buna yetmez. Türkiye’yi kim bölecek? Kimin ve hangi grubun böyle bir gücü var?”
Bu cümleyi her türlü sorunun çözümü için çalışmaya başlamadan önce ilk cümle olarak aldığımızda, kendimize güvenimiz tekrar yerli yerine oturduğunda her meseleye başka türlü bakabiliriz.
O zaman da Genelkurmay Başkanı’nın çeşitli şekillerde muhtıralar vermesine gerek kalmaz.

