1 Mayıs kutlamasıyla ilgili görüntüleri veren bir televizyon kanalı, fon müziği olarak “Enternasyonal” marşını kullandı. Hiçbir şey olmadı.
Türk toplumunu geri bırakan korkulardan biri daha dün büyük ölçüde aşıldı. 1 Mayıs kutlaması Taksim’de yapıldı.
“Makul sayı” gibi ayrıntıların bir anlamı yok, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyenler, Taksim’de kutladı. Önemli bir şey olmadı.
Bazı radikal örgütlerin polisle çatışmalarının da bir önemi yok. Çünkü geniş katılımlı hangi gösteri olursa olsun bu grupların kendi eylemlerini yapmalarını tümüyle önlemek de mümkün değil.
Bu gruplar dünyanın her tarafında, her toplumun radikal “renkleri” olarak var olur, varolmaya da devam edecekler. 1 Mayıs toplantıları Taksim’de değil de başka alanlarda yapıldığında da bu gruplar yine faaliyetteydi.
Yıllardır süren “Taksim” tartışmalarını, anlamsız inatlaşmaları böylece geride bırakmış olduk. “Taksim’de 1 Mayıs” denildiği zaman hafızamızda canlanan 1977 görüntülerinden böylece kurtulmuş olduk, Taksim’de 1 Mayıs’ın olması gerektiği gibi kutlanabileceğini gördük.
Güvenlik güçleri de “orantısız güç kullanımı”nın yanlışlığını bu şekilde anlamış olmalıdır. Herhalde güvenlik yetkilileri, “orantısız güç kullanımı”nın bazen olayları daha da büyüttüğünü bütün örgütlerine bu örnekle anlatacak, geçen yıl yaşananlarla bu yılı karşılaştıracaklardır.
“Taksim’de 1 Mayıs” denildiği zaman artık 1977’nin dehşet görüntüleri gözümüzün önüne gelmeyecek dedik, ama aslında bu görüntüleri sürekli aklımızda tutmak zorundayız.
1 Mayıs 1977’de Türk toplumunu büyük dehşet ve korkuların içine sürüklemek için kanlı bir oyun sergilendi. Bu oyun başarılı oldu, Türk toplumu “korktu”, 1 Mayıs’tan da korktu, her türlü gösteri ve toplantıdan da korktu.
1977’de gerçekte ne olduğunu, bu kanlı oyunu kimin planladığı ve sahnelediğini hâlâ bilmiyoruz. Birçok kez tekrarlandığı gibi, 1977’nin 1 Mayıs’ında gerçekte ne olduğunun ortaya çıkması, Susurluk, Ergenekon gibi isimlerle anılan faaliyetlerin sona ermesini sağlayacak en önemli gelişmelerden biri olacaktır.
1 Mayıslar, bu günü kalabalıkların kutlaması, çalışanların haklarını bu gün dolayısıyla tekrarlaması korkulacak bir durum değildir. Dünyanın hiçbir yerinde değildir, dünkü tecrübeden sonra bizim de 1 Mayısla ilgili korkularımızdan kurtulmamız “demokrasi hazmı”nı çok daha kolay hale getirecektir.

