Zalim ve işini bilmez bir hükümdar yine hazineyi tamtakır etmiş, koyulabilicek bütün vergileri koyduğu halde durumu toparlayamamıştı.
Vezirlerini topladı ve şöyle dedi:
"Koyulabilecek bütün vergileri koyduk, halk hepsini tıkır tıkır ödüyor. Ama yine de daha fazla gelir lazım. Kimsenin bir fikri var mı?"
Aklıevvel bir vezir atıldı:
"Efendim, başkentin tam ortasındaki köprü var ya... Herkes günde en az bir kez oradan geçmek zorunda. Köprüden geçiş vergisi koyabiliriz."
Hükümdar fikri beğendi ve köprüden geçiş vergisi konuldu. Herkes köprünün başında oturan adama geçerken bir akçe veriyordu.
Bir süre sonra hükümdar tekrar paraya sıkıştı. Yine vezirleri topladı. Bu kez fikir şuydu: "Köprünün diğer ucuna da bir adam koyalım. Her geçen bir akçe veriyordu, böylece iki akçe vermiş olur..."
Hükümdar önce tereddüt etti, "artık ayaklanırlar" dedi. Vezirler bir şey olmaz diye ısrar edince köprünün diğer başına da bir adam konuldu. Herkes her geçişte iki akçe vermeye başladı.
Bir süre sonra halkın sessizliği hükümdarı sinirlendirmeye başladı. Her gün itiraz eden olup olmadığını soruyor ve hep aynı cevabı alıyordu: "Hiçbir itiraz yok. Her geçen parayı sesini çıkarmadan veriyor..."
Kötü bir gününde hükümdarın aklına bir fikir geldi: Köprünün ortasına eli kırbaçlı bir adam konulacak ve köprünün iki başında para verenler ortasına gelince de üç kırbaç yiyecekti.
Adamlarına ne oluyor diye sormaya başladı. Hayır, hiçbir itiraz yoktu, köprünün başında parayı verenler ortasına gelince kırbaççının karşısına dikiliyor ve ses çıkarmadan üç kırbacı yiyordu.
Hükümdar bir gün durumu kendi gözleriyle görmeye karar verdi. Köprünün yanına gitti. Köprünün başında insanlar sessizce paralarını veriyor, sonra kırbaççının önüne gidip sıralarını bekliyordu.
Hükümdar öfkeyle bağırdı: "Bir şey isteyen var mı? İtiraz eden var mı?"
Kalabalığın arasından "evet" diye bir ses duyuldu. Hükümdar sevindi. Bütün gözler de kırbaççının önünde duran bir adama döndü. "Söyle!" dedi hükümdar.
"Efendim" dedi adam, "para verirken işimiz kolay, verip geçiyoruz. Ancak iki taraftan da gelip giden olduğu için kırbaççının önünde sıra oluyor. Lütfedip bir kırbaççı daha koysanız da fazla sıra beklemesek..."
Bir kırbaççı daha
Zalim ve işini bilmez bir hükümdar yine hazineyi tamtakır etmiş, koyulabilicek bütün vergileri koyduğu halde durumu toparlayamamıştı
Haberin Devamı

