Bir hafta sessizlik

Karar gününe yaklaşırken, kaderlerini bu karara bağlı görenlerin giderek gerginleşmesi de doğal. Ancak gerginliklerini öncelikle kendilerinin "gizlemesi" gerekiyor

Haberin Devamı

Karar gününe yaklaşırken, kaderlerini bu karara bağlı görenlerin giderek gerginleşmesi de doğal. Ancak gerginliklerini öncelikle kendilerinin "gizlemesi" gerekiyor.

Üst düzeyde yaşanan her gerilim aşağıya doğru çarpılmalara uğrayarak iner, bazen de umulmadık yansımalara yol açar. Başbakan Erdoğan'ın şu günlerde gergin olması çok doğal. Ancak en başta kendisinin, konuşmalarına çok çok daha fazla dikkat etmesi de şart.

Bir süredir olduğu gibi, dünkü konuşmaları da yine Başbakan'ın gerilimini yansıtıyordu. "Avrupa'yı Türkiye için tek istikamet, kurtuluş reçetesi gibi görmenin hata olduğu" gibi sözler, tartışılırlıkları bir yana, bu aşamada söylenmesi hiç de gerekmeyen sözlerden.

Elbette her ülkenin kendi geleceği için düşüneceği bir değil birkaç seçeneği olacaktır, bu doğaldır. Ancak içinde bulunduğumuz aşama, bu seçeneklerin tartışılacağı aşama değil.

Üstelik unutulmamalı ki bu seçenekler geçen yarım yüzyıl boyunca bol bol tartışılmış, bu yüzden büyük krizler çıkmış, insanlar birbirlerini öldürmüştür. 80'li yılların başında da tartışma bitmiş ve Türkiye hedefini belirlemiştir.

Yanlış riskler almadan
Türkiye'nin kendisi için belirlediği hedefi göstermek ve bu meselede sağladığı ulusal birliği sergilemek amacıyla geçen hafta Brüksel'de yapılan ve bütün sivil toplum örgütlerinin katıldığı toplantı herhalde Batı'nın karar vericilerine net bir mesaj vermiştir.

Başbakan geçtiğimiz iki günde "Türkiye görüşme tarihi verilmesinin aşağı yukarı kesin" olduğunu da neredeyse ilan etti. Kuşkusuz, geçen haftaki yoğun temaslarının ardından Başbakan bu kanaate varmış olabilir. Ancak kanaatini bu şekilde ifade etmesi de yine şu aşamada asla yapılmaması gereken işlerdendir.

Siyasette bu kadar kesin öngörüde bulunmak, her zaman "risk" taşır.

Avrupa şu anda kendi geleceğini tartışmaya devam ediyor. Ve Türkiye, Avrupa'nın geleceğini belirleyecek en önemli unsurlardan biri bugün.

Türkiye, Türk toplumu, Batı'ya söyleyebileceği her şeyi söyledi; Başbakanıyla, bütün sivil toplumuyla ve medyasıyla. Batı'nın kararında etkili olabilecek herkes, her örgüt üzerine düşeni kendine göre yaptı.

Son hafta yapılması gereken tek şey artık susmaktır. Siyasi görüşmeler devam edebilir, "ince pazarlıklar" da söz konusu olabilir. Ama bu hafta artık "sessizlik" haftası olmalıdır. Öncelikle Başbakan, bakanlar ve bütün siyasi sorumlular için.

DİĞER YENİ YAZILAR