* 27 Mayıs...
* 22 Şubat...
* 21 Mayıs...
* 9 Mart...
* 12 Mart...
* 12 Eylül...
Bunlar son kırk yılda, tarihe yazılmış, tarihte yer almış günler. Başarılı ya da başarısız askeri müdahalelerin yapıldığı günler. Bazıları dipten gelen dalga şeklinde, bazıları tümüyle "emir komuta zinciri" içinde yapılmış müdahaleler. Aslında tam bir emir komuta zinciri içinde yapılmış tek askeri müdahale 12 Eylül. 27 Mayıs 1960'ta ordunun üst kademesi müdahaleye karşıydı ve darbeyi örgütleyenler daha alt kademelerdeki subaylardı. Nitekim ülkeyi bir süre yöneten Milli Birlik Komitesi de daha çok genç subaylardan oluşuyordu.
Bir bilanço özeti...
22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963'te yapılan darbe girişimlerinin başında bir albay vardı ve hareketin tabanı tümüyle Harbiye öğrencilerinden kuruluydu. İkisi de başarısız oldu, Albay Talat Aydemir ve yardımcısı idam edildiler. 9 Mart 1971'de bazı üst düzeyde komutanların da aralarında bulunduğu bir örgütlenmeyle darbe yapılacak ve "cici demokrasi" yok edilecekti. Tam düğmeye basılma aşamasında hareketin lideri durumundaki iki general tereddüt etti ve darbe girişimi uygulama aşamasına geçemeden durdu. Bunun karşılığı ise emir komuta zinciri içinde bir muhtıra verilerek dönemin iktidarının görevden uzaklaşmasının sağlanması oldu. 9 Mart örgütlenmesi içinde bulunan subaylar hızla tasfiye edildiler. 12 Eylül müdahalesi ise tam bir emir komuta zinciri içinde gerçekleşti. Ordunun üst kademesi yönetime el koyduktan sonra ülkeyi fiilen yönetti, darbenin lideri durumundaki Genelkurmay Başkanı Evren önce devlet başkanı sonra da cumhurbaşkanı oldu. Sıkıntılı bir dönemden sonra "kontrol altında" demokrasiye geçildi. Askeri yönetimin "sevmediği" Turgut Özal'ın seçimleri kazanması yeni bir askeri müdahale söylentisini yıllarca gündemde tuttu. Ve askeri müdahale olmayan, ancak Silahlı Kuvvetler'in siyasi İslam'ın denetimindeki hükümet uygulamalarına karşı "özel bir ağırlık" koyduğu 28 Şubat süreci 1997 yılında yaşandı, doğrudan bir askeri müdahalenin kıyısından dönüldüğüne ilişkin söylentiler ya da beklentiler en yüksek noktadaydı. Hükümetin istifasıyla gerilim azaldı. Son kırk yılın asker-siyaset ve askeri müdahaleler bilançosunun özeti budur. Bu bilançonun temelinde de hep kötü işleyen bir demokrasi, beceriksiz ve başarısız yönetimler vardır.
Tarihte kalmalı!
Demokrasinin bütün kurallarıyla işlediği, bu kuralları kendine yontmak isteyenlerin bulunmadığı, çoğunlukların da bütün azınlık haklarına saygı gösterdiği bir düzende "darbe" sözcüğü sadece tarih kitaplarında kalacaktır. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, önceki gün "duymak bile istemiyorum" diyerek demokrasinin bütün kuralları ve "ahlakıyla" işlemesinin önemini vurgulamıştır. Demokraside, cumhuriyetin ve demokrasinin temel ilkeleriyle oynama hakkı yoktur. Demokrasiyi eleştirmek mümkündür ama demokrasiyi yok etmek için girişimde bulunmak en ağır suçtur. Çünkü bu suç vatandaşın en temel haklarını hedefe koyan bir eylemdir. Türkiye'de son kırk yıla damgasını vuran karmaşık asker-siyaset ilişkisini temel kurallara uygun bir ilişkiye dönüştürmek için fazla zamanımız kalmadı. "Darbe" ya da "Askeri müdahale" sözcükleri "en az gelişmiş" ülkelerde kalmış sözcüklerdir. Bu sözcüklerin gündemde olduğu bir sistem de demokrasi tanımı içinde yer alamaz.
Bir dönemin sonu
Bunlar son kırk yılda, tarihe yazılmış, tarihte yer almış günler. Başarılı ya da başarısız askeri müdahalelerin yapıldığı günler
Haberin Devamı

