Bir devri kapatma davası

Haberin Devamı

Konu “Türkiye’nin kurtuluşu”dur. “Kurtuluş”un gerçekleşmesi için, ülkenin bölünmemesi ve irticanın eline düşmemesi için kafa yoranların bazıları, tek çözümü askeri müdahalelerde gördüler. Aralarında kendilerini sol olarak tanımlayanlar da vardı, milliyetçi olarak tanımlayanlar, hatta komünist olarak tanımlayanlar da vardı.

Bunların ortak kanaati demokraside halkın “gerici” siyasetlerin kolayca etkisi altında kalması dolayısıyla hep gericileri desteklemesi ve ülkenin sürekli olarak irtica ve bölünme tehlikesi altında olmasıydı. O zaman çözüm de kendiliğinden ortaya çıkıyordu: Sandıkla uğraşmak yerine en güvenli yolu zorlamak.

***


Bugün başlayacak olan Ergenekon davasının tarihi özeti budur. Ülkeyi “vatan hainleri”nden, “bölücüler ve bölücüleri destekleyenler”den, “her türlü irtica”dan kurtarmak için çeşitli örgütlenmelere gidildi. Bazıları, irili ufaklı mafyalarla işbirliğine girdi, bazıları ise kendisi mafya oldu.

Ülkeyi “irticadan, bölünmeden ve vatan hainlerinin verdiği zarardan” kurtarmak için “her yolun mübah” olduğunu düşünenler yarım yüzyılı aşkın bir süre var oldu.

Bu düşüncenin en son şekli “iktidardaki irticaya karşı” solcuların, faşizan milliyetçilerin, hatta “anti-emperyalist” bazı İslamcıların işbirliğiyle mücadele edilmesiydi.

Ülkenin kurtuluşu için “her yol mübah”ın hayattaki karşılıklarından birisi de siyasi cinayetlerdi. Abdi İpekçi’den başlayan, Uğur Mumcu’larla devam eden, Hrant Dink’e, Malatya katliamına, Danıştay saldırısına kadar uzanan cinayetler zincirinin bir kenarında Susurluk ortaya çıktı.

***


Bugün başlayacak olan Ergenekon davası bu uzun ve fazlasıyla kanlı bir sürecin son aşaması olabilir. Bu davada adına Ergenekon denilen örgütlenmenin doğru boyutlarıyla ortaya çıkarılması zorunludur. Bu boyutlar eğer doğru şekilde ortaya çıkarsa ve “devlet” artık “bu işler bitsin” kararı vermişse bir devir gerçekten sona erebilir.

Bu devri sona erdirmeye AKP hükümeti zamanında teşebbüs edilmesinin yarattığı kuşkuları da dava sürecinin gidermesi, yargı bağımsızlığının anlamının çok açık olarak ortaya konulması şarttır.

Askeri müdahaleler, siyasi cinayetler, halktan ve dünyadan korkma devrinin sona ermesi için bu dava hayati önemdedir. Davanın seyri içinde yeni bir siyasi mücadele alanı bulmaya çalışanlar da olacaktır. Burada da önemli olan davanın özünün kaybedilmemesi, bazı küçük siyasi hesapların bu özü gizlemesine izin verilmemesidir.

Böyle bir süreci İspanya, İtalya ve Yunanistan bizim kadar ağır yaşadı.

Onlar kendi ülkelerinde bu devirleri sona erdirmeyi başardı. Türkiye de aynı başarıyı göstermek zorundadır.

DİĞER YENİ YAZILAR