ÜIkesine egemen, adil ve halkı tarafından sevildiğini bilen bir sultan varmış. Ülkesinde olan biten her şeyi yakından izler, böylece de iktidarının daha da güçlendiğini bilirmiş.
Bir gün vezirleri ona bir şeyhten söz etmiş. Ülkenin en ırak köşelerinden birinde yaşayan bu şeyhin çok güçlendiğini, sadık müritlerinin sayılarının neredeyse yüz binleri bulmaya başladığını ve artmaya da devam ettiğini anlarmış.
Tabii ki sultan bu hikâyeden rahatsız olmuş. Birkaç gün düşünmüş, biraz daha araştırma yaptırmış ve anlatılanların doğru olduğunu görmüş.
Sonra karar vermiş, şeyhi getirtmiş ve hemen karşısına almış:
"Anlatılanlar doğru mudur? Senin için ölmeye hazır, bir işaretinle ölüme gidecek yüz binlerce müridin varmış..."
"Hayır" diye cevap vermiş şeyh, "Müritlerimin sayısı sadece bir buçuktur..."
Sultan sinirlenmiş:
- Ne diyorsun sen! Herkes anlatıyor, istersen yüz binlerce kişiyi ayaklandırabilir, ülkeyi ele geçirebilirmişsin! Sen ise sadece bir buçuk adamım var diyorsun. Görelim bakalım kaç adamın varmış... Hemen haber sal, bütün adamların yarın sabah büyük çayırda toplansın!
Haberciler salınmış, bütün müritlerin ertesi sabah çayırda olmaları söylenmiş, şeyhin de orada olacağı anlatılmış.
Sultan, çayırın kenarında biraz yüksekçe bir yere bir çadır kurdurmuş ve geceden, kimse görmeden içine birkaç koyunla iki adamını yerleştirmiş.
Sabah erkenden, şeyhin on binlerce müridi çayırda toplanmış. Sultan, yanında şeyh ile çadırın önünde duruyormuş. "Bak" demiş şeyhe, "Sadece bir buçuk sadık insanım var diyordun ama on binlerce müridin, ne olacağını bilmediği halde buraya toplandı."
Şeyh ısrar ermiş:
- Hayır, yanılıyorsun, benim sadık müridim bir tanedir. De ki onlara, beni suçlu buldun ve kafamı kestireceksin... Eğer biri kendini benim yerime feda ermeye hazırsa beni affedeceğini söyle...
Sultan şeyhin dediğini yapmış. Tam sözünü bitirmiş ki şeyhin bir müridi öne çıkmış, sultana seslenmiş: "O benim efendimdir, öğretmenimdir. Ben her şeyi ondan öğrendim, onun için hayatımı vermeye hazırım!"
Sultan müridi çadıra sokmuş, içerde bekleyen adamlarına işaret etmiş. Hemen bir koyunun boğazını kesmişler, çadırın eteklerinden kan akmaya başlamış.
Sultan tekrar şaşkın duran müritlere seslenmiş:
"Bir hayat vermek yetmez. Kendisini şeyhi için feda edecek bir kişi daha var mı?"
Kalabalıkta birkaç dakika sessizlik olmuş sonra aralarından bir kadın ilerleyip sultanın önüne gelmiş ve ölmeye hazır olduğunu söylemiş.
Sultan kadını da çadıra sokmuş ve yine işaret etmiş, bir koyun daha boğazlanmış, çadırın eteklerinden yine kan akmış. Ve kalabalık sessizce dağılmaya başlamış...
Birkaç dakika sonra çayırda sultan ile şeyhten başka kimse kalmamış. Şeyh sultana dönmüş:
- Gördün işte. Sadece bir buçuk insanım var.
Sultan sormuş:
- Adam tam sadık da yarım sadık olan kadın mı?
"Tam tersine" demiş şeyh, "Adam başına ne geleceğini düşünmeden, bilmeden ortaya atıldı, yarım sadık olan o. Ama kadın çadırın eteğinden akan kanı gördü, boğazlanacağını bile bile geldi..."
Bir buçuk sadık insan
ÜIkesine egemen, adil ve halkı tarafından sevildiğini bilen bir sultan varmış. Ülkesinde olan biten her şeyi yakından izler, böylece de iktidarının daha da güçlendiğini bilirmiş
Haberin Devamı

