Haberin Devamı
CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, YAŞ gelişmelerini yorumlarken çok önemli bir itirafta bulundu: “Bu çatışma darbe ihtimalini önlemek için değil, o ihtimal ortadan kalktığı için ortaya çıkan bir çatışmadır.”
Baykal, bu sözün devamında Hükümet’i Silahlı Kuvvetler’in moralini bozmakla suçlamış. Ama önemli olan itiraf bölümü.
Baykal, 60’lı yıllarda siyasete girdiğinden bu yana bütün darbeleri ve darbe ihtimali bulunan ortamları yaşamış bir siyasetçidir. 1970’lerdeki sol ve sağ cunta çatışmalarını da, 12 Eylül darbesine giden günleri de, bu darbe sonrasını da yaşamıştır. 90’lı yıllarda ve 28 Şubat süreci günlerinde de “darbe ihtimali” her zaman Baykal’ın gündeminde olan, yakından izlediği bir konu olmuştur.
Baykal diyor ki, “darbe ihtimali ortadan kalktığı için Hükümet Silahlı Kuvvetler ile bu şekilde çatışabilmektedir.”
Bu sözler, bugüne kadar Türkiye’nin yönetimindeki sakat dengenin en açık itirafıdır.
Ankara’da “darbe ihtimali”nin muhafazakâr sağ iktidarların laiklikten taviz vermesine karşı bir tür kalkan olarak varolmasını doğru bulan bir anlayıştaki çok sayıda siyasetçi yarım yüzyıldır hep faaliyettedir. Darbe ihtimalinin taşıdığı “ağırlığı”, demokratik laik düzenle oynanmaması için önemli bir güvence olarak gören anlayışın azımsanmayacak büyüklükteki bir toplumsal tabanı da vardır. Bu anlayıştakiler kuşkusuz “vatan haini” değildir; sadece, demokrasinin bütün sorunlar, bütün tehlikeler karşısındaki gerçek güvence olduğunu henüz kavramamış, eski korkuların ağırlığını taşımaya devam eden kimselerdir.
Eğer Baykal’a inanmak gerekiyorsa, Türkiye darbeler dönemini gerçekten geride bıraktığı için herkesin sevinmelidir. Son olarak 2002-2003 yıllarındaki hazırlık ve faaliyetler de şu anda yargı önünde olduğuna göre bu dönemi geride bıraktığımıza inanmak için çok neden olduğunu söyleyebiliriz.
Bu süreçte, son Yüksek Askeri Şûra krizi de taşların yerli yerine oturması yolunda geçilmiş önemli bir aşama olacaktır. Yarım yüzyıllık bir anlayış ve davranış kalıbının kırılmasında krizler yaşanması da doğaldır. Önemli olan, bu sürece eski kalıplar içinde bakmamaktır.

