AKP ile ilgili kapatma davasının bir ay içinde sonuçlanacağını Anayasa Mahkemesi’nin ikinci yetkilisi söyledi. Bir ay sonra ne olacak?
Büyük olasılıkla bir ay sonra Türkiye hükümetsiz kalacak. Bu bir tahmindir ama Anayasa Mahkemesi’nin son türban kararı ve Ergenekon operasyonunun yarattığı gerilimin giderek daha da güçlendirdiği bir öngörüdür.
Anayasa Mahkemesi eğer AKP’yi kapatmazsa, “laiklerin tasfiyesi” sürecinde AKP ile işbirliği halinde olmakla suçlanacaktır.
Buna karşılık AKP’deki hava, kapatmaya göre hazırlık yapıldığı, kapatılmama ihtimalinin göz önüne bile alınmadığı izlenimini veriyor.
AKP’nin yerine kurulacak olan yeni partide Tayyip Erdoğan ve başka önde gelen partililerin bulunmaması ihtimali de yüksektir. Bu yüzden, halen AKP yöneticisi olan eski bakan Abdüllatif Şener yeni parti kuracağını açıklamıştır.
Şener’in partisinin “ana malzemesi” AKP’den gelecektir, belki partilerinden umut kesmiş bazı DP’li, DYP’li ve ANAP’lılar da bu partide bir çıkış arama girişiminde bulunacak.
AKP’den gelecek “ana malzeme”nin boyutunun ve gücünün ne olacağını şu anda söylemek zor. Bu, Erdoğan’ın bu süreci nasıl yöneteceğiyle doğrudan bağlantılı. Eğer Erdoğan ve kadrosu AKP’nin bölünmeden yeni partiye aktarılmasını başarırsa Şener’in de ana ya da destek, oradan gelecek bir malzemeden yararlanma imkânı kalmaz.
Bir ay sonra, AKP’siz ve hükümetsiz bir ortamda seçim dışında bir yol kalmayacağı da ortada.
Eğer AKP’siz Meclis’ten erken seçim kararı çıkarsa, Tayyip Erdoğan ve başka AKP’lilerin tekrar bağımsız olarak Meclis’e dönmeleri ihtimali bulunmuyor.
Bunların hepsi ve ihtimallerin tümü, yeni siyasi belirsizliklerin devam etmesi anlamına gelecektir. Erken seçim olursa yerel seçim de zorunlu olarak öne alınacaktır. Yeni AKP bütünlüğünü koruyarak bu seçime girmeyi başaramazsa siyasi belirsizlikte en tepe noktalara ulaşılacaktır.
Ergenekon soruşturmasının heyecanı bir haftadır AKP’nin kapatılmasıyla ilgili fikir idmanlarını unutturdu. AKP davası ile Ergenekon davası “manevi” olarak aynı olayın iki yüzü niteliğindedir. Bu iki davadaki gelişmeler de sürekli olarak kamu vicdanında birbirine bağlanarak ele alınacaktır.
Ama bir ay sonra kaptansız, dümensiz ve başıboş bir gemi halinde sağa sola savrulan bir Türkiye’nin nasıl “toparlanacağı”nı da birilerinin düşünmesi gerekiyor.

