Haberin Devamı
Bu yıl Çin’in lideri oluşunun 60’ıncı yıl dönümü kutlanan Mao, “bin çiçek açsın bin fikir yarışsın” diye bir söz söylemişti.
Söylemişti ama Çin Komünist Partisi içinde Mao’nun görüşlerinden milim sapana hayat hakkı yoktu. Kendilerine komünist parti adı veren siyasi yapıların dünyanın üçte birinde egemen oldukları dönemde uygulanan siyaset değil bin çiçeğe, ikinci bir çiçeğe bile geçit vermezdi.
Komünist partilerin kongreleri hep aynıydı. “Liderlik” iradesi bütün kongreye egemen olur, konuşma yapma ayrıcalığına sahip olanlar birbirinin aynısı konuşmalar yapar, “liderliğin” tespit ettiği tek listelerle seçime gidilir, daha doğrusu bu listeler onaylanır ve iş biterdi.
AKP’nin dünkü kongresi tümüyle bu komünist parti kongrelerini çağrıştırıyordu. Bütün dünyaya, bütün halklara dostluk eli uzatıldığını anlatan gösteriler yapıldı. Gerçi bunlar biraz alaturka kalıyordu, ama niyet ve ruhun aynı olduğu görülüyordu.
Genel Başkan Erdoğan’ın konuşması, tüm renkleri ve farklılıklarıyla ülkenin bütününü temsil etmeyi hedef almış bir siyasi tablo çizerken, içeriği zaman zaman klasik sol üsluplara iyice yakınlaşıyordu. Dünyayı kucaklayacağız, ülkemizin bütün renklerini kucaklayacağız, temsil edeceğiz, barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz... İşte burada duruyoruz. Demokrasi deyince durmak gerekiyor.
AKP kocaman bir parti, içinde farklı kökenlerden gelen, hatta farklı dinsel yapılardan gelen onca eğilim yaşıyor. Böyle bir partinin kongresi yapılıyor, üstelik ülkenin geleceğiyle ilgili çok önemli tartışmaların sürdüğü bir dönemde; bütün partililer liderle aynı fikirde!
Bu partide, liderin görüşlerinden farklı görüşleri olan tek bir kişi yok mu?
Demek yokmuş ki, bir kişi de söz alıp başka bir fikri savunmaya kalkmıyor.
Bu partide liderin tespit ettiği yönetim kadrosundakilerden bazı isimlere karşı olan, başka isimlerin bu göreve daha layık olduğunu, hatta kendisinin önemli görevlere layık olduğunu düşünen kimse yok mu?
Yokmuş ki kimse elini kaldırıp bir öneride bulunmuyor.
AKP kongresi komünist partilerin kongrelerinin tıpatıp aynısı da diğer partilerin kongreleri farklı mı?
Esasta değil; hepsinde kongreler aynı düzen, aynı lider otokrasisi, aynı kadro hâkimiyeti ve aynı fikirsizlik içinde yapılıyor. Bazen CHP kongrelerinde farklı durumlar olabiliyor, ama orada da “liderlik” her zaman hâkimiyeti sağlıyor.
“Bin çiçekli” toplumdan söz edenlerin kendi bahçeleri olan partilerde ikinci bir çiçeğin bile açmasına izin vermeyişlerini tartışmayan, tartışmaya açmayan bir siyasi yapı ile ülkenin demokrasiye nasıl gidebileceğini düşünmek dahi fuzuli bir hayalcilikten başka ne olabilir.

