Bilinen yok, bilinmeyen çok

AKP hareketi ortaya çıkarken, Erbakan'a karşı muhalif hareketin iki "eşit" önderi vardı: Abdullah Gül ve Bülent Arınç

Haberin Devamı

AKP hareketi ortaya çıkarken, Erbakan'a karşı muhalif hareketin iki "eşit" önderi vardı: Abdullah Gül ve Bülent Arınç. Bu muhalif hareket parti olma sürecine girerken Tayyip Erdoğan katıldı ve daha "karizmatik" olduğu için "lider" oldu. Savaş olayına kadar, bazı sıkıntılara rağmen "üçlü" paylaşımda büyük bir sorun olmadı. Arınç Meclis Başkanlığı'nı istedi, aldı; Gül de Başbakan oldu.

Erdoğan sahip çıktı
Ancak savaşla birlikte de yönetimde çatlama ortaya çıktı. Arınç açık açık savaş aleyhtarı davranırken, Gül ortada kaldı, Erdoğan partiyi ve hükümeti daha fazla angaje eden bir tavra yöneldi. Hükümet için asker çağırma ve gönderme yetkisini isteyen tezkerenin asıl sahibi Başbakan Gül'den çok, Meclis ve hükümet dışındaki parti başkanı Erdoğan oldu.

"Koalisyon" yaralandı
Bu üçlünün bu şekilde ayrışmasının sonucu Meclis'teki oylamaya yansımış ve hükümet yetki alamamıştır. Olayı, "demokratik bir durum" deyip geçiştirmek mümkün değildir. Meclis'ten hükümetin istediği yetki çıkmamıştır ve bu "demokratik" kararın sonuçları da olması gerekir. Meclis grubunun üçte biri parti yönetiminin ve hükümetin yetki isteğini reddettiği zaman bu iki organ büyük yara almış olmaktadır. Demokrasi sadece parmak hesabından ibaret değildir. AKP'nin farklı bir koalisyon yapısına sahip olduğu da ilk ciddi olayda ve hükümetin üçüncü ayında ortaya çıkmıştır. Bu koalisyon böyle bir yara aldıktan sonra aynı yapıyı ne kadar sürdürebilir? Bunun ardından Erbakan'ın harekete geçmesi ve AKP'deki ilk bölünmeyi sağlaması sürpriz olmaz.

ABD ne yapabilir?
Tayyip Erdoğan ve hükümet yetki tezkeresini tekrar Meclis'e getirme konusunda kolay karar vereceğe benzememektedir. Eğer tezkere bir kez daha gelir ve yine geçmezse ortaya "kaos ötesi" bir durum çıkar ve bu fırtına herkesi silip süpürür. Buna karşılık hükümetin, en küçük ayrıntıya kadar anlaştığı Amerikan yönetimine "bizden bu kadar, siz artık başınızın çaresine bakın" demesi de çok zordur. Tekrar edelim: Borç sarmalı bellidir, Kuzey Irak'ta neler olabileceği bellidir, Kıbrıs için en kötü senaryolar bellidir. Bu koşullarda Türkiye'deki düğümü sadece Amerikan yönetimin oluşturacağı bir formül çözebilir. Bu formüllerin her türlüsü de öncelikle Türk kamuoyunu ikna etmeye yönelik olmak zorundadır. Bu kadar düğüm üst üste atıldığı zaman da işi sadece İskender'in kılıcı çözer.

DİĞER YENİ YAZILAR