Bilincin altı ve üstü

Amerikalılar bir süredir Türkiye'deki "anti-Amerikan" havaya takmış durumda. Bu havanın giderilmesi için de Dışişleri Bakanı Rice'ı gönderdiler

Haberin Devamı

Amerikalılar bir süredir Türkiye'deki "anti-Amerikan" havaya takmış durumda. Bu havanın giderilmesi için de Dışişleri Bakanı Rice'ı gönderdiler.

Amerikalılar "istatistik" işlerine çok inanır. Son yapılan araştırmalarda Amerika'ya kızan Türkler'in oranının bütün Avrupa ülkelerinden fazla olması Washington'da belli ki çok ciddiye alınıyor.

Türkiye'deki Amerikan aleyhtarı havanın kaynağı bu kez de başkent Ankara. Hükümet partisinin en tepelerindeki şahısların, geçmişleri dolayısıyla bilinçaltlarına yerleşmiş Amerikan ve Yahudi aleyhtarlığı zaman zaman dışarıya vuruyor.

Türkiye'de "takıntılı" bir Amerikan ve Yahudi düşmanlığı sadece radikal sağda vardır, bundan önce de hep böyleydi. Radikal sol ise geleneksel Amerikan düşmanıdır, ama anti-semit olmamaya çok özen gösterir.

Amerikan yönetiminin şu andaki dış politikasını, özellikle Ortadoğu politikasını eleştirmek ayrı, "toptan" Amerikan aleyhtarı olmak ayrı.

Aynı şekilde israil yönetiminin Filistin politikalarını eleştirmek ayrı, Yahudi düşmanlığı (anti-semitizm) ayrı.

Bunların arasındaki, "nüans" değildir, dünyaya bakışla ilgili temel bir farktır. O temel fark da bu konudaki görüşler açıklanırken ister istemez dışa vurur. Bilinçaltı, davranışlara yansıyıverir.

İlacı da yok ki...
Bu durum Başbakan'da çok sık görülmeye başlandı. Ve en tipik örnek de Amerika ile ilgili sözleri.

Başbakan'ın Davos'ta bir Alman gazeteciye söylediği "türban" ile ilgili görüşleri de bu anlamda bir bilinçaltı çığlığı olarak görülebilir.

Başbakan bu duygusal geri dönüş anlarında bir de "yaşayan bilir" ifadesini kullanıyor. Bu ifade özellikle "türban acısı" için kullanılmakta. Herhalde "içimdeki acıyı ne siz sorun ne ben söyleyeyim" şeklinde bir "arabesk" hissiyatı belirtmeye yaramakta.

Afrika'daki açların durumunu eğer "yaşayan bilir" ise, Afrika'ya gidip aç kalmamış insanlar bu dramı anlayamaz... Başbakan'ın "yaşayan bilir" ifadesi bu mantığa gelir ki, bu da biraz aşırı bir "kıraathane" edebiyatına denk düşer.

* Duygusal ve "ideolojik" takıntılarla yapılan politikanın uluslararası ilişkilerde sadece zarara yol açtığını görmeyen kalmadı.

Ama bilinçaltına egemen olacak ilaçlar da henüz bulunmadı.

DİĞER YENİ YAZILAR