Bilgi ve güç

Ülkesinin başına yeni geçmiş genç hükümdarın hırsları vardı. Ülkesini büyütmek, daha da güçlendirmek, kendisine babasından kalmış olanın çok daha fazlasını oğluna bırakmak istiyordu

Haberin Devamı

Ülkesinin başına yeni geçmiş genç hükümdarın hırsları vardı. Ülkesini büyütmek, daha da güçlendirmek, kendisine babasından kalmış olanın çok daha fazlasını oğluna bırakmak istiyordu. Bütün hayallerini gerçekleştirebilmesi için her şeyi bilmesi, öğrenmesi gerektiğini düşündü. Ülkenin en saygın bilginini çağırttı. Bilginden istediği, dünyadaki bütün bilgileri içeren bir eser yazmasıydı. Bilginin bu göreve hayır demesi imkânsızdı. Gitti, hemen çalışmaya başladı. Tam 10 yıl sürdü çalışması ve 10 yıl sonra elinde 10 ciltlik bir eserle hükümdarın yanına çıktı. Hükümdar bu on yıl içinde ülkesini istediği gibi biraz daha güçlendirmiş, çok daha büyük toprakları kendi malı yapmıştı. Ve çok meşguldü. Hükümdar, bilginin getirdiği on cilde nefretle baktı ve "Bu kadar şeyi nasıl okurum! Böyle bir vaktim yok benim! Sen şimdi git, bütün bu bilgileri bir tek ciltte özetle" dedi. Bilgin gitti ve dünyanın bütün bilgilerini bir tek cilde sığdırmak için on yıl daha çalıştı. On yıl sonra tek bir kitapla hükümdarın karşısına çıktı.

Bu arada hükümdar ülkesini daha da büyütmüş, güçlendirmiş, kendisi de bölgenin en güçlü hükümdarı olmuştu. Tabii ki çok meşguldü. Bilginin getirdiği tek cilde bir göz attı ve "Bunu okuyacak vaktim yok. Git, bunu bir tek sayfada özetle öyle gel" dedi. Aradan on yıl daha geçti. Bilgin elinde tek bir yaprak kağıtla geldiğinde karşısında artık yaşlanmaya başlamış, ama bir o kadar da güçlenmiş, cihan imparatoru olmuş bir kişi vardı. Kağıda doğru dürüst bakmadı bile, "Şimdi okuyamam, git çalış ve bütün bunları bana tek bir kelimeyle özetleyebildiğin zaman gel" dedi. Bilgin tekrar geri döndüğünde karşısında artık yedi düvelin sahibi, güçlülerin en güçlüsü bir yaşlı adam vardı. Ama bilgine verdiği görevi unutmamıştı. "Eeee?" dedi bilgin karşısına geçince. Bilgin de birkaç adım ilerledi, hükümdarın yanına yaklaştı ve kulağına eğilerek bir kelime fısıldadı. Dünyanın en güçlü hükümdarı öfkeyle yerinden fırladı, "Ben zaten bu kelimeyi biliyorum" diye bağırdı ve artık çok yaşlanmış olmasına rağmen bilgini affetmedi, kafasını kestirdi.

DİĞER YENİ YAZILAR