Bir hükümdar, güvendiği bir sufi bilgeyi huzuruna çağırdı. Aslında ülkesinde işler iyi gidiyordu, hazine doluydu, her şey yolundaydı ama hükümdarın kafasına cevabı hakkında kolay kolay karar veremediği bir soru takılmıştı.
Bu soruyu sufi bilgeye sordu:
"Sence halkımın daha çok bilgi sahibi olması için mi çalışmalıyım, yoksa onlara daha fazla yiyecek mi dağıtmalıyım?"
Sufi, "Tek tek sorun, tek tek düşünelim" dedi.
Hükümdar tekrar sordu:
"Halkıma daha çok bilgi vermek için mi çaba göstermeliyim?"
Sufi biraz düşündü ve konuştu:
"Daha çok bilgi vermek için çalıştığınızı düşünelim. Neden bilgi?
Eğer karşınızdaki kişi bilgiye ihtiyaç hissetmiyorsa, o bilgiyi sindireceği bir temele sahip değilse size kızar.
Bazıları genel olarak bilginin önemini bilir, ama onunla ne yapacağını bilmez, bunlar için de bilginin bir faydası yoktur.
Bilginin değerini anlamayacak kişiler ise hemen bir gerekçe bulup tepki göstereceklerdir."
Hükümdar ikinci soruyu sordu:
"Halkıma daha çok yiyecek vermek için mi çalışmalıyım?"
Sufi cevap verdi:
"Az yiyeceğe alışmış olanlar birdenbire çok yemeğe başlarlarsa hastalanırlar, güçleneceklerine güçten düşerler.
Bazıları çıkar, karşılarında fazla yiyecek bulduklarında bunun ardında bir şeyler arar, hikâyeler uydurup, dolap çevirmeye kalkarlar.
Kimileri de neden bugüne kadar çok yiyecek vermediğinizi düşünüp size düşman olur, hatta işi ayaklanmaya kadar vardırırlar..."
Hükümdar sordu:
"Peki ne yapayım?"
Sufi cevap verdi:
"Hiçbir şey yapmayın, sadece kanunları uygulayın. Bilgiyi arayan, bilginin önemini bilen, o bilgiye ulaşır.
Daha çok yiyecek isteyen de daha çok çalışır.
Siz sadece bunlar arasında adaleti sağlayın...
Adaleti sağlarsanız herkes size bağlı olacaktır ve adalet sürdükçe bağlı kalacaklardır. Eğer ülkenizde bazılarının daha çok bilgi bazılarının daha az bilgi; bazılarının daha çok yiyecek bazılarının daha az yiyecek sahibi olmasına yol açan haksızlıklar yaşanırsa, halkın tümü size düşman olacaktır..."
Bilgi mi yemek mi?
Bir hükümdar, güvendiği bir sufi bilgeyi huzuruna çağırdı. Aslında ülkesinde işler iyi gidiyordu, hazine doluydu, her şey yolundaydı ama hükümdarın kafasına cevabı hakkında kolay kolay karar veremediği bir soru takılmıştı
Haberin Devamı

