İlk kez Ufuk Güldemir mi kullanmış, bilmiyorum. Ama ortaya “Beyaz Türk” denilen bir tip çıktığı, üzerinde çok durulmasından anlaşılıyor. “Beyaz” sıfatı hem rengi gösteriyor, hem de belli bir “saflığı”. İlk kullanımında belki belli bir sınıfsal aidiyeti de işaret ediyordu, ama artık sadece üst sınıflar değil, orta sınıftan kişiler de “Beyaz Türk” sayılabiliyor.
“Beyaz Türk” memur da olabiliyor, küçük müteşebbis ya da büyük müteşebbis de olabiliyor, sade bir öğretmen de olabiliyor, çok unvanlı bir profesör de olabiliyor.
Bugüne kadar çeşitli “Beyaz Türk” tarifleri yapıldı, kimileri Beyaz Türk’ün “iyi bir şey” olduğunu anlattı, kimileri “üst sınıf” diye niteleyip bıraktı.
Bunlar üzerine düşünürken biz de bir “Beyaz Türk” tarifi çıkardık. Bu tarifte bir sınıfsal aidiyet yok, bir ruh hali ve ciddi bir “saflık” var.
Beyaz Türk...
* Atatürk hakkında aynı boş cümlelerin tekrar edilmesinden rahatsız olmaz.
* Kim ve ne olursa olsun, kendisine Atatürkçü diyen bir kimsenin asla yanlış yapmayacağına da yürekten inanır.
* Komünistlerin Türkiye’yi ele geçireceği endişesi dillendirildiği zamanlarda kapıcının gelip kendisini atarak evine yerleşeceğinden korkardı, şimdi İslamcılar Türkiye’yi ele geçirdiğinde kapıcının gelip kendisini atarak evine yerleşeceğinden korkar.
* 12 Eylül darbesi hakkında ne söylenirse söylensin, bu darbe sayesinde kendi canının kurtulduğuna inanır.
* Yıllarca bir inşaat işçisi türü olarak gördüğü Kürtlerin, askerde onlara rastlamış olsa dahi bir insan topluluğu halinde var olduklarını çok geç görmüş olmaktan rahatsızlık hissetmez, bu tür meseleleri hep biliyormuş gibi yapar.
* İnsan hakları kavramının sadece kendi hayat tarzıyla sınırlı olduğuna sıkı sıkıya inanır, her türlü başka hayat tarzının varlığının kendisi için bir tehdit olduğuna daha da çok inanır, bunlardan korkar.
* Kendi oy verdiği parti hakkında hiçbir eleştiriye tahammül etmez, kendi inandıklarından farklı bir şey söyleyen herkesin vatanseverliğinden kuşku duyar.
* Türk halkının her seçimde yanlış oy kullandığına yürekten inanır, her seçim sonrasında “bunlar adam olmaz” diye hayıflanır, üzülür.
* Sık sık “askeri yönetim mi irtica mı” diye bir soru sorar, her seferinde de “mecburen askeri yönetim” diye cevap verir.
* Kendi tarihinin sadece şan, şeref ve başarılarla dolu olduğu, başarısızlıkların vatan hainleri yüzünden gerçekleştiği şeklindeki bir tarih “bilincine” yürekten bağlıdır.
* Gençliğinde, hele bu gençlik dönemi 60’lara denk geliyorsa, solculuk yapmış olmakla övünür, üniversitede katıldığı eylemleri ballandırarak anlatır.
* Aile köklerinin çok önemli olduğu düşünür, kendi ailesinde herhangi bir “karışıklık” bulunmadığına inanır ve bundan sevinç duyar. O yüzden de eğer gerekiyorsa kendisine önemli bir aile geçmişi uydurmaktan çekinmez.
* İşkence, gizli dinleme gibi kötü şeylerin, kendisi ne zaman duyduysa o zaman yapılmaya başladığını zanneder, bu kuvvetli inancıyla da bol bol yorum yapar.
* Bir kez öğrendiğini o şekliyle kabul eder, sorgulamaz, sorgulayanlardan da hoşlanmaz, çünkü huzuru kaçar.
Biz de fazla detaya girmeden bir “Beyaz Türk” tarifi yaptık. Bu tarife kuvvetle itiraz edecek olanlar bellidir. Çünkü “Beyaz Türk”ler “Beyaz Türk” olduklarının farkında değildir.

