AKP, kurulduğundan itibaren iki genel, iki yerel seçimden birinci parti olarak çıktı. Üçüncü genel seçime yaklaşık bir buçuk yıl var. Erdoğan’ın erken seçim ile ilgili sert tavrı dikkate alındığında seçimin erkene alınmasının ancak çok önemli siyasi krizlere bağlı olduğu söylenebilir.
Geçen hafta Metropoll’ün seçim araştırmasının sonuçlarını yayınlamıştık. A-G’nin yöneticisi Adil Gür’ün açıkladığı kendi araştırması da (Neşe Düzel ile konuşma, Taraf Gazetesi) AKP için aynı sonucu veriyor: Yüzde 32-33.
İki araştırma da Sarıgül’ün “Türkiye Değişim Hareketi” ile ilgili olarak yaklaşık aynı sonucu veriyor: Yüzde 6.
Adil Gür’ün araştırmasındaki diğer sonuçlar şöyle:
CHP yüzde 21-22, MHP yüzde 19-20, DTP yüzde 7-7,5; SP yüzde 5.
Bu oranlardan yola çıkıldığında, 2002’de kurulduktan sonra girdiği ilk seçimde Yüzde 34,4 oranında oy almış olan AKP’nin başlangıç noktasına döndüğü söylenebilir.
Kürt açılımının Habur gösterisi ile aldığı yara, belki daha da önemlisi ekonomik krizin etkileri, AKP’nin gerilemesinin nedenleri olarak görülüyor.
AKP’nin yakalayacağı yüzde 32-33’lük bir oy oranı, iki muhalefet partisinin aynı oranlarda kalması durumunda üçüncü kez tek parti iktidarı için büyük olasılıkla yeterli olacaktır.
İktidar değilse de ana muhalefet değişebilir
Adil Gür, CHP ile MHP’nin son siyasi dalgalanmalar karşısındaki etkilenmelerine bakarak MHP’nin CHP’den oy aldığını söylüyor. Bu şaşırtıcı bir durum değil, uzun süredir her konuda muhafazakâr ve zaman zaman radikal milliyetçi bir tepki gösteren CHP’ye oy veren bir kesimin bu politikaların asıl adresine yönelmesi doğaldır. CHP’deki oy kaybetme eğilimi, MHP’nin ana muhalefet partisi olması, CHP’nin üçüncülüğe düşmesi ihtimalini de gündeme getiriyor.
Sekiz yıllık iktidar yıpranması altındaki AKP karşısında, beşinci seçim yenilgisini alma ihtimali çok yüksek olan CHP’nin, “ana muhalefet” unvanını da kaybetmesinin herhangi bir iç eleştiri ve yenilenme sürecinin başlatması büyük olasılıktır. Çünkü Baykal’ın belirlediği milletvekillerinin artık “lider”den uzaklaşmasının en azından tarihi şartları ortaya çıkmış olacaktır.
Baraj yüzde 10’dan yüzde 5’e düşerse...
Mustafa Sarıgül’ün yakında kurulması beklenen partisinin de daha kurulmadan yüzde 6’lık bir oy desteğine sahip görünmesi de, AKP’den uzaklaşan bir kısım seçmenin arayışının şu andaki adresi olarak görülmesi olarak yorumlanıyor. Şu anda tespit edilen bu tür oy kaymaları, seçmen sandığa yaklaştıkça “büyük parti” ya da “iktidar adayı parti” lehine çalışır.
A-G araştırmasında yüzde 7-7,5 görünen DTP-BDP’nin, bu gelişmeyi koruması, daha çok sayıda milletvekili çıkarmasının ötesinde “temsil” niteliğini artırması bakımından önem taşıyacaktır.
Eğer AKP, büyük bir demokrasi adımı atmaya karar verir de -pek sanmıyoruz ama- seçim barajını yüzde 5’e düşüren bir anayasa değişikliğine giderse aynı oy oranlarıyla Meclis’in yapısı çok değişecektir. Kuşkusuz bunun hesaplarını AKP erkânı da yapıyor.
Gerçekte, sandık ne zaman ortaya çıkarsa çıksın Türkiye çoktan seçim sath-ı mailine girmiştir.
Bu tahlilleri yaparken AKP’nin artık ustalaştığını ve yararlandığı seçmeni maddi desteklerle yanına çekme yöntemlerini de hesaba katmak gerekir.
Beşinci seçim için erken tahmin
Haberin Devamı

