Berberin kellesi

Bir Çin imparatorunun bütün işleri kötü gidiyormuş, iplerin ucunu kaçırmış. Sınırlardaki orduları sürekli yeniliyor, imparatorluk ardı ardına toprak kaybediyormuş

Haberin Devamı

Bir Çin imparatorunun bütün işleri kötü gidiyormuş, iplerin ucunu kaçırmış. Sınırlardaki orduları sürekli yeniliyor, imparatorluk ardı ardına toprak kaybediyormuş. Yenilgiler arttıkça da generallerinden bazıları çeşitli bahanelerle ayaklanıyor, bir de bunlarla uğraşıyormuş.

İşler ters gittiği için, bakanları sorumluluktan kaçıyor, kararlara katılmıyor, kendilerini kurtarmak için türlü entrikalar çeviriyorlarmış. Bu gidişe hazine de dayanmamış ve dibi görünmüş.

İmparator kara kara düşünürmüş: "Ne olacak acaba?.. Ya biri beni devirip yerime geçecek, ya ben tahtımı bırakıp kaçmak zorunda kalacağım. Belki de kapıya dayanan düşmanın generallerinden biri tarafından öldürüleceğim..."

Çevresi de aynı karamsarlıkta konuşur dururken, birileri ortaya bir fikir atmış: "Bu kötü gidişi durdurmanın en iyi çaresi imparatorun kendisini öldürmesidir!"

İyice yaygınlaşan bu fikir sonunda imparatorun kulağına kadar gelmiş. Çaresizlik içinde ülkesinin dört bir yanından falcıları toplamış. Onlar da moralini düzeltmek bir yana, en kötü kehanetlerde bulunmuşlar. Sonunda karıları ve çocukları da kendisini öldürmesi gerektiğini yüzüne karşı söylemeye başlamış.

Bir sabah berberi kendisini tıraş ederken imparatorun aklına bir fikir gelmiş ve hemen berberine açmış:

"Sana çok önemli bir emir vereceğim. Önümüzdeki günlerden birinde beni tıraş ederken, büyük usturanla boğazımı keseceksin. Çok usta bir berbersin, canımı yakmadan beni bir anda öldürebilirsin. Yalnız bir isteğim var: Sakın önceden uyarma, yıllardır her sabah nasıl davranıyorsan öyle davranmaya devam et. Ne sözünle ne de hareketlerinle, öldüreceğini bana hissettir. Usturayı boğazıma dayadığın ana kadar öleceğimi bilmeyeyim."

Berber "başüstüne efendim" demiş ve işine devam etmiş.

Ertesi sabah her zamanki gibi gelmiş, işini yapmaya başlamış; önce saçını ve kaşlarını düzeltmiş, sonra çenesini sabunlamış ve büyük usturasını köselede perdahlamaya başlamış.

O an imparator iki eliyle koltuğa sıkıca yapışmış. Ustura her yaklaştığında nefesi hızlanmış, bacakları kasılmış. Berber her zamanki ustalığıyla tıraşı tamamlamış ve ancak yüzüne sıcak havluyu bastırdığında imparatorun nefesi düzelmiş.

Daha sonra bakanlarıyla toplantıya giren imparator, günün kötü haberlerini dinlemiş: "Güneydeki en zengin eyaletimiz bağımsızlığını ilan etti... Karılarınızdan beşi, bulabildikleri kadar altın ve mücevheri alarak kaçtı... Kuzeydeki ordularda açlık başgösterdi vs..."

Yine tatsız bir gün geçiren imparator gece de hiç uyuyamamış. Ertesi sabah solgun bir halde berberin karşısına oturmuş. Bir gün önceki sahne tekrarlanmış, ustura çıktığı anda imparatorun soluğu kesilmeye, bacakları tiklerle atmaya başlamış, ensesinde anormal bir sıcaklık yükselmiş. Sonunda sıcak havluyu hissedince rahatlamış.

O gün de kötü haberleri dinlemiş: "Haydutlar başkentin yakınındaki köyleri bile soymaya başladı... Barış halinde olduğumuz son komşumuz da savaş ilan etti... Karılarınızdan ikisi daha kaçtı, vs..."

O gece de uyumamış ve sabah yine berberin karşısında yarı baygın oturmuş. Yine sıcak havluyla kendine gelmiş. Bu kez kötü haberleri dinlemek için toplantıya girmeden önce bahçede yürümeye çıkmış ve bir anda gözleri parlamış. Muhafız birliğinin komutanını çağırtmış ve en kararlı sesiyle emir vermiş: "Hemen git benim berberin boğazını kes... Hemen!"

Sonra kötü haberler dinleyeceği toplantıya gayet rahatlamış bir şekilde girmiş...

DİĞER YENİ YAZILAR