Bugün belki bütün vasatlıkları, çiğlikleri geldikleri yere gönderme günüdür. Bugün, belki insanı katlayan, kanatlandıran duyguları itildikleri köşelerden yukarı çekme günüdür.
Belki bir çift gözde bütün dünyayı görmek...
Ne derinmiş içmeye eğildim gözlerin
Gördüm ki güneşlerin yansır oraya tümü
Her umutsuz onlara dalıp bulur ölümü
Ben kendimi yitirdim ta dibinde o yerin...
(Louis Aragon, çev. Hüseyin Demirhan)
Belki sevdayı haykırabilmek...
Herkesten uzakta şimdi
Çıkıp dağlara haykırsam
İçimde yüz bin kuş
Ağzımda memelerinin alevi
(Refik Durbaş)
Belki çiçeklerde bütün dünyayı görmek...
Çiçekler bir şölen yaşamda,
Renklerin en büyük orkestrası...
Dursuz-duraksız çalar her insanda
Sevinci, aldanıyı, ölümü ve yası.
(Özdemir Asaf)
Belki Ruhi Bey gibi hayatı savunmak...
Gömdüm hepsini, geliyorum
Bütün ölülerimi gömdüm, geliyorum.
(Edip Cansever)
Belki sonsuza dek özgürlük diyebilmek...
Tek sözcüğün gücüyle
Döndüm yine yaşamaya
Ey Özgürlük
Senin için doğmuşum
Adını her yere kazımaya
(Paul Eluard, çev. O. G.)
Belki beklemekten usanmamak...
Damla sesinde umut
Tutuşur bulut
Bekleyiş
İşler zaman törpüsü
Canda bir sızı
Bekleyiş
(Kemal Burkay)
Belki hep susabilmek...
Madem ki bu kere böyle gelişti, aşk da kalsın / Burada ve şimdi söylenmeyen her söz benimle yansın
(Orhan Alkaya)
Belki diğerinin senden çok sen olması...
Sen benim derimden daha çok benimsin. Seni ararken
İçimde, damarlarımda, kanımda, ışıkla örülmüş
Gizemli dokularımda sendin bulduğum. Sanki kandın sen
Taştın, azıktın.
(Pablo Neruda, çev. Hilmi Yavuz)
Belki her şeye dayanmanın gücüyle varolmak...
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile,
Dayan, rüsva etme beni.
(Ahmed Arif)
Belki sonsuz özgürlüğü çocuklarda, onların çocuklarında bulmak...
Özgürlüğün için özgürlüğümü verdiğim. En uzun eylemim. En uzun öyküm.
(İsmail Mert Başat)
Belki dünya, şairler sayesinde vasatlıklar dünyası değildir.
Belki
Haberin Devamı

