Savaşın sonuyla ilgili bir iyimser senaryo, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Japonya'nın gösterdikleri "uyum" üzerine kuruluyor. Her ikisi de yıllarca savaştan yorulmuş bu iki ülkenin o günkü durumlarını bugünkü Irak savaşına örnek olarak almak hiç de kolay değil. Almanya baştan aşağı yıkılmıştı, hiçbir dayanağı kalmamıştı. Ve Japonya, atom bombasını yemiş, dehşete düşmüştü. Her ikisinde de "direniş" e dayanak olabilecek hiçbir maddi ve manevi unsur kalmamıştı. Irak ve bütün Ortadoğu'nun maddi ve manevi unsurlan 1945'teki Almanya ve Japonya ile en küçük bir benzerlik göstermemektedir.
Iraklılar...
Ortadoğu'da yaşayan halkların girift ilişkileri, mezheplerin farklı şekillerde siyasileşmesi, uzaktan bakıldığında kolay kolay anlaşılamayacak bir tablo oluşturmaktadır.Bunların arasında din ve mezhep farklarının ötesinde bir de Arap milliyetçiliği vardır. Bu karmaşık yapı dolayısıyla Filistin direnişi, İsrail'in gücüne ve kararlılığına rağmen sürmektedir. Türkiye'de yaşayan Caferilerin lideri, Amerikan-İngiliz işgal güçlerinin Iraklı Şiilerden hiçbir destek alamayacağını tekrar tekrar belirtiyor. Irak'taki Şiiler, mezhep farklarının ötesinde, Saddam'ın zulmüne duydukları nefretin ötesinde, Iraklıdırlar. Ülkelerinde siyasi rejimin değişmesi, diktatör Saddam'ın gitmesi için mücadele ederler, ayaklanırlar. Ama iş Amerikan işgaline gelince onlar da bütün imkânlarıyla direnecektir. Irak'ta Amerikan işgaliyle işbirliği yapan tek milli unsur Kürtlerdir. Kürtlerin toplumsal yapısı, yoğun olarak Kuzeyde bulunmaları Irak'ta merkezdeki değişimde büyük etki sahibi olmasına engeldir. Kürt liderlerin tek hesabı, kayıtsız şartsız bir müttefik olarak Amerikan yönetiminin Kuzey Irak'ın Kürdistan olmasına desteğini garantilemektir. Ancak Kürt liderlerin bu hesabını tutacağının hiçbir güvencesi de yoktur.
Yanlış hesap
Irak'ın karmaşık yapısı üzerine kurulu dini yapı ve Arap miliyetçiliğinin yükselişi hem askeri açıdan hem de siyasi açıdan ABD için büyük sıkıntılar getirecektir. Irak'ta resmi kuvvetlerin dışında silahlı insan sayısı çok fazladır. Ve Kürtler dışında bunların hiçbiri Amerikan askerini kurtarıcı olarak görmeyecektir. Amerikan yönetiminin en büyük hesap yanlışı da bu olmuştur. NATO kuvvetleri Belgrad'ı bombalarken halkın tümü bu bombardımana öfke duyuyor, ama büyük çoğunluğu da sorunun Miloşeviç'ten kaynaklandığını düşünüyor ve bunu söylüyordu. Bağdat'ın Belgrad olması da mümkün görünmüyor.
Belgrad ve Bağdat
Savaşın sonuyla ilgili bir iyimser senaryo, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Japonya'nın gösterdikleri "uyum" üzerine kuruluyor. Her ikisi de yıllarca savaştan yorulmuş bu iki ülkenin o günkü durumlarını bugünkü Irak savaşına örnek olarak almak hiç de kolay değil
Haberin Devamı

