Belanın kökleri

Türkiye'de radikal İslamın varlığını, örgütlenmesini ve dış bağlantılarını küçümsemenin, bunları "kullanma" imkânları aramanın vahim sonuçları ortaya çıkmıştır

Haberin Devamı

Türkiye'de radikal İslamın varlığını, örgütlenmesini ve dış bağlantılarını küçümsemenin, bunları "kullanma" imkânları aramanın vahim sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu terör örgütlerinin "İslam" kelimesini kullanmalarından, kendilerini "Allah'ın savaşçıları" olarak görmelerinden rahatsız olmanın hiçbir derde devası yoktur. Son terör eylemlerinin iç yapısını ve dış bağlantılarını doğru teşhis etmeden soruna çözüm bulmak, yani bu terörist belayı en aza indirmek de oldukça zordur. Terör eylemlerine katılanların nasıl bir düşünce ve örgüt yapısının içinde olduklarına dair artık herhangi bir kuşkuya yer kalmamıştır. Dış bağlantılarını, dışarda gördükleri eğitimleri ve hangi hedef için "savaştıklarını" kendileri açıklamışlardır. Ancak hâlâ birilerinin genel isimler ve kavramlar kullanmaya devam ettikleri, böylece de terörün kaynaklarının öne çıkmasını istemedikleri anlaşılmaktadır. Bir başka "derin" eğilim de bu terör olaylarını aslında radikal İslamcı hareketlerin hedeflerine hizmet etmeyen, daha "derin" komploların ürünü olarak görmek olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin geleceğini tam kontrol altına almak isteyen güçlerin aslında bu eylemlerin arkasındaki gerçek senaristler olduğuna inananlar vardır.

Yanlıştan dönmek...
Son kırk yıldır yaşanan olaylar, birçok terörist örgütlenmenin "devletler" tarafından dolaylı olarak kontrol edildiğini ve görünürdeki, yani örgütün ulaşmaya çalıştığı hedeflerden çok farklı amaçlara hizmet ettiğini göstermiştir. Şu anda ise bizi böyle karmaşık komplo teorilerinin derinliklerine götürecek bir kanıt ya da bilgi yoktur. Buna karşılık Türkiye'ye saldıran örgütün idelojisi, yapısı ve dış ilişkileri tartışmaya meydan bırakmayacak kadar ortadadır. Yine kamuoyuna yansıyan bilgiler, bu örgütlenmelerin devletin ilgili kuruluşları tarafından iyi bilindiğini, izlendiğini göstermektedir. Hatta kimlerin dışarda eğitim aldığı, kimlerin Bosna, Çeçenistan ve Afganistan'da savaşmaya ve eğitilmeye gittiği de bilinmektedir. Bu örgütlenmenin, sonunda bu kadar şiddetle Türkiye'ye saldırması ise siyasi karar vericiler açısından "sürpriz" olmuştur. Saldırının "sürpriz" olmasının nedeni, siyasi makamlar tarafından bu örgütlerin başka gözle görülmesi; Türkiye açısından hiçbir zaman büyük bir tehdit olarak görülmemesidir. Hem belanın ismi çok açık olarak konulmalı hem de kaynaklarının üzerine etkili bir şekilde gidilmelidir. Siyasiler bunun güvencelerini halka vermek, olayın basit bir polisiye olay olmadığının bilinciyle davranmak durumundadır. Bu aşamada gösterilecek her tereddüt teröre en büyük taviz olur.

DİĞER YENİ YAZILAR