Başbakan Tayyip Erdoğan'ın imam hatip meselesiyle ilgili yeni yaklaşımının üzerinde durmak gerekir. Başbakan'ın sözleri özetle şöyledir:
"İmam hatipler konusunda tekrar girişimde bulunmadık çünkü biz bu bedeli ödemeye hazır değiliz. Bu bedeli siz ödemeye hazır mısınız? Çocuklarını meslek okullarında okutanlar da meseleye yeterince sahip çıkmadı."
* Erdoğan'ın konuşması şifrelidir. Bir "bedel"den söz ediyor, ama bu bedelin ne olduğunu açıklamıyor. Çocuklarını meslek liselerinde okutanları, kendisine yeterince destek vermemekle eleştirirken de bu desteğin ne olduğunu söylemiyor.
* Eğer bu sözler, sadece bir kesimin anlayacağı sözler ise Erdoğan yine bütün ülkenin başbakanı olduğunu unutmuş demektir. Demirel, bu tarz konuşmalara "karnından konuşma" derdi.
Başbakan imam hatiplilerin ve arada "dolgu malzemesi" olarak kullanılan meslek liselilerin sokağa çıkarak "kitle" desteğinde bulunmalarını beklemiş olabilir. Ancak bu beklentiye yaslanmak, devamında, karşı görüşte olanların yani imam hatip savaşını siyasi İslamın göstergesi olarak gören ve AKP'ye mesafeli duranların da sokağa çıkmasını ve "kitle tepkisi" göstermesini kabul etmek anlamına gelir.
AKP erkânının göz önünde tutması gereken bir gerçek vardır. Partinin oy oranı yüzde 40'ın üzerindedir ve bu, özal'dan bu yana ulaşılmış en yüksek oy oranıdır. Ancak oy kullanmayanlar da dikkate alındığı zaman AKP'ye oy verenler, vermeyenlerin yarısı kadardır. Bu desteğin bile bir bölümünün "tepki", bir bölümünün "yeni arayışı", bir bölümünün de AKP'nin merkeze yöneldiğine olan inançtan kaynaklandığını görmek gerekir.
Olsa olsa kuşkuları besler
Erdoğan imam hatipler konusunda toplumdan duyarlık göstermesini beklediğini söylüyor. Unutuyor ki, bu konuda kuşkulu duyarlılık oranı diğerinden hiç de aşağı değildir.
* Erdoğan'ın "şifreli" konuşması biraz daha açıklanmaya muhtaçtır. "Bedel" ne olabilirdi, önce bu açıklanmalıdır. Eğer Erdoğan "Biraz daha ısrar etseydik askeri müdahale olurdu" demek istiyorsa bunu da açıkça söylemelidir. Bu söylense de söylenmese de "bedel" kelimesi burada iki taraflı bir "tehdit" olarak kullanılmaktadır.
* İmam hatip meselesini "karnından" ya da "şifreli" konuşmalarla gündeme getirmenin, gündemde tutmanın Erdoğan'a ve AKP'ye bir faydası yoktur. Bu üslup olsa olsa Erdoğan'ın kendisini bütün ülkenin değil "belli bir kesimin başbakanı" olarak gördüğünden kuşkulananların kuşkularını besler.
CHP'de sürpriz yok
Dikenli teller... Yumruklar... Kapatılan mikrofonlar... CIA edebiyatı... CHP'nin, partinin Deniz Baykal'ın tapulu malı olduğunun onaylanması için yapılan kurultayı, düzeyi düşük tartışma ve itiş kakışlarla oldu bitti. Baykal 700 küsur delegenin desteğiyle CHP'nin tapusunu aldı. Yorgan gitti kavga bitti.
Artık CHP de, aynı DSP gibi bir tek kişinin malı olmuştur. Bülent Ecevit DSP'nin sahibidir. Sahipliği Tanrı izin verdiği sürece devam edecektir. CHP de aynı şekilde Baykal'ındir. Bu malları miras bırakmak zordur ve her ikisi de "mallarını yanlarında götürmek" için gereken bütün tedbirleri almışlardır.
Çağdaş bir sosyal demokrat sol hareketin CHP'den çıkamayacağı da bu kurultay ile kesinlik kazanmıştır.
Bedel edebiyatı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın imam hatip meselesiyle ilgili yeni yaklaşımının üzerinde durmak gerekir. Başbakan'ın sözleri özetle şöyledir
Haberin Devamı

