Kuzey Irak Kürt bölgesinin önemli isimlerinden Neçirvan Barzani, önceki gün Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel‘e özetle şunları söyledi: “Kürt açılımı seçimden sonra devam edecek. Bunun için Erdoğan’a destek olunmalı. PKK sürekli ateşkes ilan etmeli.”
PKK’ya dönük bu uyarıları esas olarak Türkiye’nin Kürt vatandaşlarının da paylaştığı PKK için de bir sır değil. En son, ateşkesle ilgili olarak olumsuz bir adım atılmasına verilen tepkiler bunu açık olarak gösteriyor.
Bazı Kürt siyasetçiler, seçime “huzur” içinde gidilmesini PKK’nın elini zayıflatacak, BDP’den AKP’ye oy kaymasına yol açacak bir durum olarak görüyor.
Bu tahlil, daha çok silahlı mücadele döneminin dengeleri çerçevesinde yerleşmiş anlayışların ürünüdür. Tam tersine, kan dökülmeden seçimlere gidilmesi “demokratik çözüm” sözünü sık sık kullananların seslerinin daha çok duyulmasını sağlayacaktır.
BDP’nin ilk kararı, seçime bundan önce olduğu gibi bağımsız adaylarla katılmak yönündedir. Buna karşılık Tarhan Erdem, geçen hafta Radikal Gazetesi’nde yer alan yorumunda BDP’ye seçime parti olarak girme önerisini getirdi.
Erdem, bundan önceki seçimlerde bağımsız adayların katıldığı seçim çevreleri dışındaki çevrelerde de BDP’ye oy verebilecek Kürt seçmenlerin bulunması dolayısıyla oranın kolaylıkla yüzde 10 barajını aşabileceğini söylüyor. Bu hesaplamada, Kürt kökenli vatandaşların nüfus içindeki ağırlığı belirtilmekte, sonuçta Alevi Kürtlerin CHP’ye oy vermesi durumunda bile BDP’nin 4 milyondan fazla oy alabileceği savunulmaktadır.
BDP, bağımsız adaylarla 20-22 kadar milletvekilliğini kesin olarak kazanabilecektir. Ancak daha önceki seçimlerde görüldüğü gibi, bu bağımsız vekillerden birçoğu kendi seçim bölgelerinde bir değil iki milletvekili çıkmasını sağlayacak oranlarda oy alıyor. Demek ki, BDP’ye verilen oyların yarısına yakını aslında boşa gidiyor.
Tarhan Erdem’in önerisi, kuşkusuz BDP açısından bazı riskler taşıyor. Tabii ki risklerin birincisi, AKP’nin Kürt vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde etkili bir aday seçimi yaparak BDP’nin oylarını azaltmasıdır.
BDP seçime parti olarak girme riskini almasa bile, oylarının boşa giden bölümünü değerlendirmeyi sağlayacak bir planlamayla milletvekili sayısını önemli ölçüde artırabilir, böylece daha gerçek bir temsil durumu sağlanabilir.
BDP’nin demokratik siyasi sistemde daha ağırlıklı olarak yer alması, özellikle seçim sonrası demokratikleşme çalışmalarına, anayasa çalışmalarına daha ağırlıklı olarak katılması çok önemlidir.

