Eskiden gazeteciler Ramazan ve Kurban bayramlarını çok sever, bu günleri kelimenin tam anlamıyla iple çekerlerdi. Nedeni, gazetelerin hep birlikte tatile girmeleriydi. Günlük gazetelerin yerini toplam 5 gün için gazeteciler cemiyetlerinin çıkardıkları bayram gazeteleri alırdı.
90'lı yılların kendine özgü rekabet koşulları içinde gazeteler bayram günlerini cemiyet gazetelerine bırakmamaya karar verdiler. On yıldır gazeteciler toplu tatil yapamıyor.
Tatil günlerinde "hafif yazı" yazma adeti de yayılınca bayram günlerinde, yılın diğer günlerini karartan konular üzerinde yazmak zor olmaya başladı. Oysa ki o konular bayram filan dinlemiyor...
Bu arada eski bayramları, bu özel günlerin özel geleneklerini anmak da artık her bayramda karşımıza çıkan alışılmış yazı türlerinden.
Bütün bunlar bir yana, zaten Türkler uzun bayramlarda iki ana faaliyete yoğunlaşıyor. Birincisi, seyahat merakı ve imkânı olanların ek tatil yapmaları. İkinci ana faaliyet de bu türden tatili yapmayan, yapamayanların televizyon izleme durumuna daha bir kuvvetle sarılmaları...
Ya Türk icadına ne demeli!
Televizyon yayınlarına ilişkin temel bir eleştiri, şu anda medyanın ana konularından biri olmaya devam ediyor.
Bu sıkıntı, özellikle en çok izlenen dizilerin arasına bütün kurallar çiğnenerek alınan reklamlardır. Bu reklamlar sayesinde bir saatlik bir dizi bölümü bazen iki saate kadar çıkıyor. Tabii ki bu da televizyonların kolayından yayın süresi doldurmalarını, üstelik süreyi iyi gelir sağlayarak doldurmalarını sağlıyor.
Bu durumu eleştiren bütün meslektaşlar sürekli olarak "dizi"lerden söz ediyor. Hiç kimsenin aklına sinema fimleri gelmiyor. Oysa hemen bütün televizyonlar, hatta bu konuda en dikkatli ve saygılı olması beklenen devlet kanalları dahi, en iyi filmleri en olmadık şekillerde keserek araya reklam, hatta reklamdan çok kendi program tanıtımlarını koyuyorlar.
Bu arada özel bir "Türk icadı"ndan da söz etmek gerekir. Bu da programların altından akıp geçen veya durdukça duran yazı ya da bantlar. Film gösterilirken ekranın neredeyse yarısı görünmüyor, alt yazı okunamıyor, maç izlenirken alttaki istatistikler güme gidiyor.
Ve galiba çoğumuz da bunlara ilk karşılaştığımız anda ve sonra da ancak lafı açıldığında sinirleniyoruz, öylece geçip gidiyor...
Bayram yazısı
Eskiden gazeteciler Ramazan ve Kurban bayramlarını çok sever, bu günleri kelimenin tam anlamıyla iple çekerlerdi. Nedeni, gazetelerin hep birlikte tatile girmeleriydi. Günlük gazetelerin yerini toplam 5 gün için gazeteciler cemiyetlerinin çıkardıkları bayram gazeteleri alırdı
Haberin Devamı

