Haberin Devamı
Siyasi durumun sağlıksızlığı hemen her bayramdaki görüntülerde ortaya çıkıyor.
Kim kimin elini sıkmadı?
Kimler yan yana gelmekten kaçındı?
Kim kiminle, kaç dakika görüştü?
Köşk’te gündüz türbanlı yoktu, akşam kaç türbanlı olacak?
Batı basınında devletin en tepesindeki kişilerin birbirleriyle görüşmeleri haber bile olmaz. Tabii ki görüşeceklerdir, gerektiği zaman baş başa görüşeceklerdir.
Biz ise öylesine gerilim halinde yaşamaya alışmışız ki, her görüşmenin bir çatışma ya da anlaşmazlıktan kaynaklandığı, her görüşmede çok önemli ve bilmemiz gereken meseleler konuşulduğu kanaatini taşıyoruz.
Aslında kanaatlerimiz yerindedir, çünkü devletin tepesinde, iktidarı ve muhalefetiyle, askeri ve sivil bürokrasisiyle sürekli bir “çatışma” hali vardır.
Şu andaki çatışmanın konusu da “genelkurmay belgeleri.” Altı ay önce bir belge vardı, şimdi birden fazla belge var.
İki belgeyi savcılığa gönderen kişinin yazdığı ihbar mektubu da bir belge. Çünkü Genelkurmay bu mektupla ilgili olarak herhangi bir tepki göstermiş değil. Genelkurmay’ın tepkisi, belgelerin, üzerlerinde inceleme yapılırken medyaya ulaşmasına ilişkin.
Altında imza bulunan ilk belgeyle ilgili Adli Tıp raporu da “her iki tarafı” tatmin etmedi. Daha doğrusu bu belgenin gerçekliğine zaten inananlar “tamam işte kesinleşti” dedi, inanmayanlar da “Adli Tıp zaten icraatları çok tartışmalı bir kurum” diyerek inanmamaya devam ediyor.
El sıkışmayan, birbirlerinden bakışlarını kaçırıp birbirlerine sırtını dönenler Ankara’nın en tepelerinde dolaştıkça hiçbir konunun toplum tarafından “ikna olmak-ikna etmek” üzere tartışılması mümkün olmuyor.
Toplumu bu katı bölünme halinden çıkaracak olan siyasettir, siyasetin tepesidir. Siyasetin tepesindekiler birbiriyle görüşemeyip, “makuller” üzerine uzlaşmalar sağlayamadığında da “imam-cemaat” sisteminin dışına çıkılamıyor.
Neyse, dünkü bayramı da kim kime baktı-bakmadı, kim kiminle konuştu-konuşmadı, kim kiminle selamlaştı-selamlaşmadı gibi önemli gözlemlerde bulunarak idrak ettik.
Bayramlara böylece heyecan katılmış oluyor, o heyecanı katanlar, bunun toplumdaki etkilerini görmemekte ısrar ediyor.
Ankara bugünden yarına değişmeyeceğine göre, gelecek bayramı da aynı görüntülerle idrak edeceğiz demektir.

