Haberin Devamı
Erdoğan’ın aday sıkıntısının aynısını Baykal da yaşıyor. Erdoğan’ın sıkıntısı Ankara ve İzmir, Baykal’ın sıkıntısı İstanbul ve İzmir.
Baykal da İstanbul Büyükşehir için, İzmir ve İstanbul’un önemli ilçeleri için bir karara varamıyor. Baykal’ın güneydoğu açısından bir sıkıntısı yok çünkü o bölgede hiçbir iddiası bulunmuyor.
CHP seçim stratejisini çoktandır ilan etti ve uyguluyor. Bunun için de güçlü bir “savaşçı” buldu. Kılıçdaroğlu “yolsuzluk” gölgesini AKP’nin üzerine iyice yapıştırma faaliyetine devam ediyor.
Baykal da bu açık alanı gördü ve kampanyayı o alan üzerine kurdu. AKP’li yerel yönetimlerin, yasal açıdan suç olmasa bile kurdukları ince sistemlerle “harcama”ları kendi “çevreleri” içinde yaptıklarının izleri uzun süredir ortada. Buna rağmen “yolsuzluk” tanımına yasal olarak giren ve kanıtlanan çok fazla iddia olmadı.
Ama en azından AKP’nin üzerine bir “zenginleşme” faaliyetinin kuşkuları yapışmış görünüyor. Baykal kampanyayı bunun üzerine kurarak AKP’nin oylarını indirme peşinde.
CHP’nin yerel yönetimde farklı neler getireceğine ilişkin herhangi bir şey söylenmiyor. Tersine Ankara adayı Murat Karayalçın, belediyenin sosyal yardım faaliyetlerini devam ettireceğini açıkladı.
Yerel yönetimlerle ilgili sorunun nerelerden temellendiği de biliniyor ama sosyal demokrat CHP bu konuya “ilişmiyor.” Yerel yönetimlerin merkezden olabildiğince bağımsız olmaları, halkın karşısında tam sorumluluk almaları şeklinde özetlenebilecek bir reform zaman zaman gündeme geliyor, ama hızla sümen altı ediliyor.
Ankara’nın böyle bir reforma uzak durmasının nedeni biliniyor. Güneydoğu’da Kürt vatandaşların çoğunluk olduğu illerde böyle bir reformun bir anlamda “özerklik” yolunu açabileceğine ilişkin kuşkular var.
CHP hiçbir derin meseleye girmeden, “yolsuzluk” teması üzerine yürüteceği kampanya ile İstanbul’da oyunu artırmayı, İzmir’i korumayı ve Ankara’yı geri almayı hedefliyor. CHP’nin İstanbul ve İzmir adayları açıklandığında bu umudun ne kadar gerçekçi olduğu da ortaya çıkacak..

