CHP'deki son tartışmanın düzeyi, bu partiye oy verenleri, Cumhuriyet'in kurucusu olan bu partiden vazgeçmeyenleri yine bunalıma sokacak niteliktedir.
Sorun Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün kendisini genel başkan adayı ilan etmesi ve bu yönde çalışmalara girişmesiyle başladı. Bunun üzerine CHP yönetimi Sarıgül'ün "yolsuzlukları"na ilişkin bazı açıklamalar yaptı, raporlar hazırladı, son olarak dün de Genel Başkan Baykal elinde bazı kağıtları "İşte rüşvetin belgesi" diye salladı.
* CHP yönetimine ilk olarak sorulacak soru bellidir: Sarıgül'ün yolsuzluklarını biliyorduysanız neden kendisi genel başkan adayı olana kadar beklediniz?
* "Belden aşağı vurma" Türk siyasetine yıllar önce damgasını vurmuş bir siyaset tarzıdır. Dolayısıyla Sarıgül hakkında herhangi bir iddia varsa bile CHP yönetimi bunları araştırmak için "uygun" zamanı beklemiştir.
Bir adı olmalı...
Sarıgül'ün son olarak Mersin'de düzenlediği mitinge, CHP yönetiminin açık uyarısına rağmen çok sayıda milletvekili katıldı.
* Bu milletvekillerinin bazılarının Sarıgül ile aynı siyasi bakışa sahip olması mümkün değildir, ancak anlaşılıyor ki bu milletvekilleri özellikle Baykal'ı rahatsız etmek için mitinge katılmışlardır.
* Sarıgül'ün miting alanlarında ya da dışında söyledikleri, CHP'nin ve sosyal demokrasinin geleceğiyle ilgili güçlü bir içeriği ifade eden sözler değildir. Herhangi bir partinin yönetimine aday olan herhangi bir kişinin söyleyebileceği vasat sözlerdir. Sarıgül'ün sosyal demokrasinin liderliğini düşünmesini sağlayacak fikir ve yönetim birikimine sahip olduğunu söylemek de zordur.
Ancak buna rağmen Sarıgül'ün çıkışı Baykal'ı ve CHP yönetimini tedirgin etmiştir. Bu durum, Baykal ve CHP yönetiminin kendilerine bakışlarını da göstermektedir. Sarıgül gibi birkaç popülist cümleyle liderliğe soyunmuş bir belediye başkanı bile Baykal'ı korkutmaktadır.
CHP yönetiminin kendisine ve partisine güveni, parti üyelerine ve örgütlerine inancı bu kadardır.
* CHP'ye, CHP'nin temsil ettiği geleneklere bağlı kalmakta ısrar edenleri sonunda "elim kırılsaydı" deme durumuna kadar getirmek için bu kadar fazla çaba göstermenin de bir adı olmalıdır.
Tabii buna ne "solculuk" denebilir ne de "sosyal demokratlık".
Baykal ile Sarıgül
CHP'deki son tartışmanın düzeyi, bu partiye oy verenleri, Cumhuriyet'in kurucusu olan bu partiden vazgeçmeyenleri yine bunalıma sokacak niteliktedir
Haberin Devamı

