Baykal ile Erdoğan arasında

Haberin Devamı

Deniz Baykal yeni yılın ilk konuşmasında, “CHP sosyal demokrat ya da solcu ya da demokrat bir parti değildir, vasat bir muhafazakâr partidir” diyenleri haklı çıkaracak her şeyi söyledi.

Baykal kendisinden daha önce de işittiğimiz “devlet etnik kördür” sözünü bu kez, TRT’nin Kürtçe yayınıyla ilgili olarak tekrarladı. Baykal’ın bu sözle devletin herhangi bir etnik grupla ilgili ayrım yapamayacağını kastettiğini sanıyorduk. Ama öyle değilmiş.

Devletin bizim anladığımız anlamdaki etnik körlüğünün bir unsuru da, eğer bir etnik grup, çeşitli nedenlerle haksızlığa uğruyorsa, bu sorunlu durumun düzeltilmesidir. Birileri, kim olurlarsa olsunlar; etnik kör olmak yerine etnik bir bakışla bir gruba ya da herhangi bir farklı unsura, herhangi bir inanışa haksızlık ya da ayrımcılık yapıyorsa, devlet, bir sosyal hukuk devleti, bu haksızlığı da düzeltmek zorundadır.

Baykal’ın “etnik körlük” kavramının, aslında bugüne kadar Türkiye’de süregelen “Kürt yoktur kırt kırt diye yürüyenler vardır, Kürtçe diye bir dil yoktur” tavrının bir tekrarı olduğu ortaya çıkmış oluyor.

***


Baykal yeni yıldaki ilk mesajlarından biri de, yeni bir anayasa girişimine kesinlikle karşı olduğudur. Şu anda yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın içinde birçok “ayıbı” barındırması, bu anayasanın askeri bir yönetim tarafından neredeyse zorla kabul ettirilmiş olması Baykal’ı rahatsız etmiyor.

CHP Genel Başkanı ve bu partinin önde gelen şahsiyetleri, eğer kendilerini sol ve sosyal demokrat olarak görüyorlarsa bir alternatif; demokrat, çağdaş bir anayasa için çoktan çalışma yapmalıydılar. Bu ayıplı anayasa ne iktidarda ne de muhalefette oldukları sırada akıllarına geldi.

Baykal, 1982 Anayasası’ndan memnundur, aynı zamanda da Ergenekon davasındaki “avukatlığını” da sürdürüyor.

Askeri yönetimle bir sorunu yok, siyasi cinayetlerle bir sorunu yok, demokrasiyi rafa kaldırmak isteyenlerle bir sorunu yok, dünyanın bu zamanında insanların hâlâ düşünce suçlusu olmalarıyla ilgili bir sorunu da yok... Buna karşılık Baykal “bazı kurumların seslerini yükseltmeleri” gerektiği gibi bir sözü ağzından kaçırabiliyor. Bunu kendisi değil, onunla konuşan gazeteci düzeltiyor, “herhalde demokrasi dışı müdahale değil” diyen gazeteci oluyor, onaylayan Baykal oluyor.

***


CHP muhafazakâr, siyasi görüşleriyle radikal milliyetçi sağa yakın bir siyasi partidir. Ve şu anda Türkiye iki ayrı muhafazakârlığın arasına sıkışmış durumda. AKP ile CHP arasında bir fark kalmadı; seçim itiş kakışları dışında bütün temel ve güncel meselelerde iki partinin yönetimleri de aşağı yukarı aynı görüşlere sahip.

Baykal, yeni yılın ikinci gününde Türkiye’nin, Türk halkının dramını çok açık olarak bir daha gösterdi. Bir yanda Erdoğan muhafazakârlığı diğer yanda Baykal muhafazakârlığı. Seçin bakalım. Türk toplumu ya bu yolla ya da diğer yolla geriye doğru gidecek, birini seçin.

DİĞER YENİ YAZILAR