Amerikan yönetiminin AKP’nin kapatılması davasıyla ilgili çıkışları, aslında alışık olduğumuz çifte standardın dışına çıkmıyor. Başka partiler kapatılırken bundan haberi bile olmayan Amerikan yönetiminin AKP’nin kapatılması davasıyla ilgili olarak en üst düzeye kadar tavır almasının derin nedenleri olmalı.
Amerikan yönetimleri, Soğuk Savaş döneminde komünizmi çökertmek için “Yeşil Kuşak” teorisine uygun olarak Sovyetler Birliği içindeki ve çevresindeki İslamcı hareketleri desteklemişti. Radikal İslamcı hareketin bugün ulaştığı boyutlar karşısında da “ılımlı İslam”ı ortaya attılar.
“Ilımlı İslam” belki radikal İslam’ın etkili olduğu ülkeler için bir model olabilir ama sonuçta “günü kurtarma” çabasından öteye bir anlam ifade etmez.
Türkiye için “ılımlı İslam” modelleri üretmek, her bakımdan “geriye gidiş” anlamı taşır. Bunu Washington’un bilgisayarları belki kavrayamaz ama Türk insanı iyi bilmektedir. Washington’un bilgisayarlarının düz hesap mantığı içinde “demokrasi olmuyorsa bari radikal İslam olmasın da ılımlı İslam olsun” tercihine ulaşması ancak Türkiye’yi ve İslam dünyasını bilmeyenler için mantıklı bir tercihi ifade edebilir.
Avrupa Birliği çerçevesinde ve diğer Avrupa organlarında da AKP için açılan kapatma davası ile ilgili olarak değişik tonlarda da olsa “tepki” niteliğinde çıkışlar devam ediyor.
Avrupa’nın “alıştığı” demokratik yapı içinde bir siyasi partinin kapatılması, hele bu parti her iki vatandaştan birinin oyunu almışsa, pek havsalaya sığacak bir durum değildir.
Ancak Avrupa siyasilerinden gelen çıkışlar içinde, Türkiye’ye bir “ılımlı İslam” modeli biçme üslubu da görülüyor.
Türkiye’nin “demokratik laik” yapısının önemini Avrupalı siyasiler daha fazla fark etmiş görünüyor. Ancak onlar da “laiklik nasıl korunacak” sorusuna cevap bulmakta zorlanıyor. Ve laikliğin demokrasiden ödün vermek pahasına korunması meselesini anlayamamaları da çok doğal. Aslında tuhaf olan, bizim hâlâ bu gibi ikilemler içinde kalıyor oluşumuz.
Demokrasiyi “içselleştirme” de bayağı eksiklerimiz var. Ama bu herkes için geçerli. Hele 85 yılda cumhuriyet sayesinde sağlanan ilerlemeyi “dini referanslar” üzerinden tartışmaya devam edenler için daha da geçerli.
ABD ve Avrupa Birliği, eğer Türkiye’ye yardım etmek, Türk halkının ileri düzeyde yaşamasına katkıda bulunmak istiyorsa bütün pusulaları “hem demokratik hem laik” yöne çevirmek zorundadır. Bunun dışında her türlü model biçme girişimi bize yeni zorluklar yaratmaktan öteye geçemez.

