Türkiye için, savaş koşullarında Saddam Hüseyin'in gidip gitmemesinden önemli olan Kuzey Irak'taki durumdur.
Hükümetin "asker gönderme ve çağırma" tezkeresini Meclis'e getirme kararı Türkiye'nin Kuzey Irak'a asker göndermesinin kabul edilmesi anlamına gelmektedir.
Ortadoğu, ne Afganistan'dır ne de Balkanlar. Birbiriyle çatışan silahlı güçler yarın ittifak yapıp bir üçüncüyle savaşır, bir gün sonra diğerleriyle birleşip başkalarını öldürür.
Beyrut savaşını hatırlayalım. Hizbullah olayının gelişmesini hatırlayalım. Kuzey Irak'taki çatışmaları hatırlayalım. Bu olayların hiçbirini basit bir mantıkla açıklamak mümkün değildir. Bunları anlayabilmek için farklı bir Ortadoğulu mantığı gerekir.
Türkmenler ne olacak?
Kuzey Irak da Kürt ve Arap nüfusuyla Ortadoğu bataklığının bir parçasıdır.
Bu bataklığa gömülmek Türkiye açısından çok ağır ve miktarı ne olursa olsun, Amerikan Doları'nın karşılaması mümkün olmayacak bir dehşet senaryosudur.
Kuzey Irak'ta, güvenliklerinin sağlanması gereken ve sonraki gelişmelerde söz sahibi olmalarına çalışılan Türkmenlerin önemli bir güçleri yoktur. Türkmen nüfus hem coğrafi olarak dağınıktır hem de askeri bir güçleri bulunmamaktadır. Bunların yanında Türkmenler "siyasi" olarak da bölünmüşlerdir. Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde kendilerine "parti" adını veren 11 ayrı grup faaliyet halindedir. Bu partilerin belli aşiretlere bağlı olduklarını tahmin edebiliriz.
Kürtler ve kuzey cephesi
Amerikan kuvvetlerinin Kuzey cephesinde asıl görev Kürt kuvvetlerine verilmektedir. Barzani ve Talabani'nin yaklaşık 45-50 bin kişilik silahlı güçlerinin savaştaki görevi bölgedeki, özellikle de Musul-Kerkük çevresindeki Saddam birliklerini "meşgul etmektir". Bunun anlamı Kürt birliklerinin Irak kuvvetlerine saldırılar düzenleyip bölgeden kaydırılmaları ihtimalini ortadan kaldırmak ve orada teslim alınmalarını sağlamaktır.
Kürt birliklerinin bu görevi yerine getirebilmeleri için gerekecek ağır silahları yoktur. Amerikalılar bu kuvvetleri daha güçlü silahlarla desteklemek istemektedirler. Burada resmen söylenen "kendilerini korumaları için hafif silahlar" verileceği şeklindedir.
Aynı alanda Barzani ve Talabani bölgelerine dağılmış 5 bin dolayındaki PKK militanının da bulunması durumu daha da karmaşık hale getirmektedir. Kürt birliklere verilecek "iyi" silahların bir bölümünün PKK'nin denetimine geçmesi çok kuvvetli ihtimaldir.
Bataklığa dikkat!
Amerikalıların "Kuzey Cephesi" nde Kürt birlikleri asıl müttefik olmaktadır. Bu yüzden Türkiye'nin bölgeye asker sokmasına Kürtler tepki göstermektedir.
Birinci Körfez Savaşı'nın ardından 36'ncı paralelin kuzeyinin Amerikan Çevik Gücü'ne bırakılmasıyla Kürt bölgesi Saddam yönetimiyle ilişkisini kesmiş ve bugünkü oluşumun temelleri atılmıştır.
Türk askerinin girmesiyle Kuzey Irak'taki silahlı güçlerin sayısı 6'ya yükselecektir. Ve bu silahlı güçlerin 3'ü Türkiye'yi "hasım" olarak görecektir.
Böyle bir karmaşadan ancak bir "bataklık" doğabilir. Ve Türkiye için kuşkusuz en önemlisi bu bataklığa saplanmamaktır.
Bataklık
Türkiye için, savaş koşullarında Saddam Hüseyin'in gidip gitmemesinden önemli olan Kuzey Irak'taki durumdur
Haberin Devamı

