Geçen hafta Meclis krizinin gürültüsü arasında üzerinde fazla durulmayan iki açıklama İmralı ve Kandil’den geldi.
Abdullah Öcalan, avukatları üzerinden gönderdiği mesajda görüşme kanallarının açık tutulduğunu, demokratik sürecin önünün açılması için katkıya hazır olduğunu bildirdi.
Murat Karayılan’ın Kandil’de Hasan Cemal ile yaptığı görüşmede söyledikleri de aslında farklı değildi.
Öcalan’ın kendisiyle görüşen devlet görevlilerine “üç protokol” adıyla bir yol haritası verdiği de bu görüşmede açıklandı.
Öcalan da Karayılan da “özgür siyaset”in altını çizerek BDP’nin önümüzdeki süreçte başrolü oynayabileceğini, oynaması gerektiğini de vurguladılar.
Bütün bunlar yeni anayasada Kürt sorunun çözümünü sağlayacak ana unsurların yer almasına BDP’nin birinci elden katkı sağlamaya hazır olduğu anlamına geliyor.
Meclis’e gitmeyen BDP’liler yaptıkları çeşitli açıklamalarda da “esas” olanın siyaset, Meclis’te siyaset olduğunu ve Meclis’in çalışmasının önemini belirttiler.
Esas olanın “Meclis’te siyaset” olduğu hemen her kesim tarafından tekrarlanırken, en başta AKP’liler Meclis dışında yapılan her siyasi faaliyeti “kınamak”ta ısrar ediyor.
Siyaset “esas” olarak Meclis çalışmaları çerçevesinde yürütülse de, kitleleri hareket ettirebilen her siyasi partinin bu gücünü kullanması da son derece meşrudur.
BDP’yi Meclis’e çağırırken, “gelin konuşun, önerge verin, sonra çoğunluk partisi kendi bildiğini yapsın, sizin göreviniz de siyasetiniz de bu kadarla kalmalıdır” gibi bir daraltma mantığı bugünkü demokratik siyasette geçerliliği olmayan bir mantıktır.
Siyaset hayatın her alanında yapılabilir, bu faaliyetler de meşrudur, yeter ki şiddet kullanılmasın.
BDP önümüzdeki süreçte, AKP ile birlikte “başrolde” yer alması en muhtemel ve gerekli siyasi güçtür.
AKP bu gerçeği ne kadar erken kabul ederse, o kadar zaman kazanılacak ve nihai “yol haritası”nı gerçekçi şekilde hazırlamak da o ölçüde kolay olacaktır.
BDP’liler kendi işlevlerinin bilincindedirler, bu sayede net politikalar belirlemektedirler. Hatta, CHP yemin meselesinde arada kalmış şekilde kıvranırken BDP’lilerin Meclis’e gelip yemin etmeleri bile mümkündür. Bunun için de beklenen, Başbakan Erdoğan’ın bir “jest”idir.

