Asker kişilerin demokrasi dışı siyasi faaliyetlerde bulunmasıyla ilgili davalar artık sivil mahkemelerde görülecek. Bunu önemli bir “sivilleşme” olarak gören de var, Deniz Baykal gibi “askerle oynama” şeklinde yorumlayan da var.
Pratikte, demokrasi dışı faaliyetlere karışmış asker kişilerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolları kapalı değil. Ergenekon davası kapsamında asker kişiler gözaltına alınıyor, sorgulanıyor ve tutuklanıyor.
Askeri mahkemeleri tümüyle devre dışı bırakan yasa değişikliği yine aceleye gelmiş bir fikrin ürünü gibi görünüyor. Eğer bu değişiklik sadece son belge olayında imza sahibi albayın askeri savcılığın takipsizlik kararına rağmen sivil soruşturmaya tabi olmasını kolaylaştırmak için yapıldıysa, yine üzerinde iyice düşünülmediği belli.
En önemli askeri müdahalelerin üçü tümüyle emir-komuta zinciri içinde yapılmıştır. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997’deki müdahaleler alt rütbeli subayların değil, en tepeden başlayarak tüm Silahlı Kuvvetler’in icraatlarıdır. Dolayısıyla, eğer yine emir-komuta zinciri içinde bir müdahale durumu olursa yapılan bu kanun değişikliğinin geçerliliği olmayacaktır.
Değişikliğin CHP’nin de bir şekilde “uyutularak” aceleye getirilmiş olması kuşkusuz haklı bulunacak bir tavır değildir.
Sorun Türkiye’nin askeri müdahaleler dönemini tümüyle ve “bilinçli olarak” terk etmesidir.
“Bilinç”in bir yanı bütün kesimleriyle Türk halkının bundan böyle “asker gelsin işleri düzeltsin” dememesinin sağlanmasıdır.
Diğer yanı da Silahlı Kuvvetler’in kendi içindeki her türlü demokrasi dışı faaliyet girişimine karşı tepki göstermesi, başka örgütlenmelere göstermediği hoşgörüyü bu eğilimlere karşı da göstermemesidir.
Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un son basın toplantısında, Silahlı Kuvvetler’in bünyesinde bu tür eğilimi olanların barındırılmayacağını açıkça söylemesini sivil siyasiler çok iyi değerlendirmelidir.
Dolayısıyla Silahlı Kuvvetler’in, kendi içinde anti-demokratik faaliyette bulunanlara kendisinin tepki göstermesi, hukuki süreçleri tam olarak çalıştırması beklenecektir.
Konuyu bir sivil yargı-askeri yargı çekişmesi ortamına götürmenin de, askeri yargıyla ilgili kuşku havası yaratılmasının da esasa bir faydası yoktur.
CHP Genel Başkanı Baykal’ın “askerin tedirginlik içine girdiği” sözünü etmesi de demokratik bilinçle ilgili eksiklerimizin bir göstergesidir.
Demokratik bilinç baskın yasalarla gelişmez; tam tersine, bu tutumla aşılması gereken çatışma ortamları canlandırılmış olur.

