Haberin Devamı
Cumhurbaşkanı’nın, bugünkü anayasal sistem içinde halk tarafından seçilmesinin getireceği bütün sakıncaları birkaç gündür hukukçular, siyaset bilimcileri anlatmaya çalışıyor.
Bu konuda ısrarını sürdüren AKP’nin sözcülerinin konuşmalarından ise bir tek şey anlaşılıyor: Bu sistem konusu enine boyuna düşünülmüş değildir. Hatta aday tespitinden başlayarak seçimin niteliği üzerine de henüz düşünülmemiştir.
Açıkça belli ki AKP için mesele bir “inat” durumunun ötesine geçmiş değil.
Bu inadın “duygusal” gerekçeleri olabilir, ancak Türkiye gibi bir ülkede yönetim sistemi değişikliğini “duygusal” çıkışlarla değiştirmeye çalışmak ancak yeni sorunların temellerini atmak anlamına gelir.
Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesi sonuçta bir yarı-başkanlık sistemine gidiş anlamına gelir, ancak cumhurbaşkanının bugünkü yetki ve sorumlulukları açısından bakıldığında da bu “topal” bir sistem olacak, yeni tıkanmalar yaratacaktır.
AKP, şu andaki durumun tam bilincinde olmadığını bu tür inatlaşmalar ya da iyi düşünülmemiş hareketlerle gösteriyor.
Durum, demokrasinin yine bir askeri muhtıra ile yara alması durumudur.
AKP de CHP de diğer partiler de bunun bilincinde görünmüyorlar, demokrasinin bu sıkıntılı durumdan çıkması üzerine düşünmüyorlar.
Ankaralılar yine geleneksel olarak kendi içlerinde oyunlar oynuyor, kendilerine göre gol atma ya da puan kazanma peşinde oyalanıyor.
Ankara’nın şu anki durumunu anlatan en iyi kelime “kaos”tur. Buradan çıkış yolunun en kısa zamanda ve en net şekilde sandığa gitmek olduğu da bellidir. Üstelik bu aşamada hiçbir kafa ve kavram karışıklığına imkân vermemek zorunludur. Halkın ve seçmenin kafasında yaratılacak her kuşku, her kaygı yine demokrasinin zarar hanelerine yazılacak durumların habercisi olabilir.
AKP eğer temel meselenin demokrasinin korunması ve kollanması, bu amaçla da geniş işbirliği ve destek arayışlarına gitmek olduğunu görebilirse demokrasinin aldığı yaranın onarılması kolaylaşır.
Buna karşılık AKP bugünkü kafa karışıklığında ilerlemeye devam eder, olaylara basit “rövanş alma” duygularıyla yaklaşırsa demokraside yeni yaralar açılmasına neden olabilir.
Ankara’nın şu andaki görüntüsünde, bütün siyasi partileriyle demokrasinin yaralarını onarmaya yönelik bir ortak çaba görünmüyor, tam tersine küçük hesapların öne çıktığı bir kargaşa ağır basıyor.
Türkiye bu görüntünün maliyetlerini defalarca ve çok ağır ödedi, bir kez daha ödemesin.

