Basın Korkusu

Haberin Devamı

Demokrasi fikrinden nasiplenmemiş siyasiler iktidara geçtikleri andan itibaren bir “basın korkusu”na kapılırlar. Eleştirilmekten hiç hoşlanmazlar, yanlışlarının yüzlerine söylenmesini “düşmanlık” olarak görürler.

Çok partili düzene geçişimizden sonra gelen siyasi iktidarların birçoğu kendi yanlışını görmek yerine basına “vurmaya” ya da basını kendisine bağlı, bağımlı hale getirmeye kalkışmıştır.

Demokrat Parti ve lideri Adnan Menderes, işler kötüye gittiği anda muhalif basına saldırıya geçti. Kendilerine bağımlı basın yaratmanın yolu o sırada kâğıt tahsisleri ve resmi ilanların dağıtımıydı. İkisini de kullandılar, yetmedi; gazetecileri hapse attılar ve ülke vahim bir darboğaza girdi.

***

Demirel kendisine yakın bir basın yaratmak için çeşitli girişimlerde bulundu, yine kâğıt tahsislerini kullandı ve sözcüsü gibi davranan birkaç gazete yarattı.

O gazetelerin hiçbiri bugün yok.

Özal da basınla kavgaya giriştiğinde hâlâ SEKA’nın tekelinde olan kâğıdın fiyatına sürekli zam yaparak bütün basını ekonomik baskı altına aldı. Baskılar sonucu iki grubun el değiştirmesini sağladı.

Tansu Çiller, iktidarının çıkmaza girdiğini anladığı anda basına saldırdı, devletin müfettişlerini, vergi denetçilerini göndererek ekonomik baskı kurmaya çalıştı, ama siyasi ömrü yetmedi.

Mesut Yılmaz da basınla ilgili olarak Demirel modelini benimsedi, kendisine yakın bir büyük medya grubu yaratmak istedi, ama bunu başaramadı.

***

Doğan grubuna kesilen inanılmaz vergi cezasını anlamak için bütün bu örneklere bakmak gerekiyor.

Tayyip Erdoğan iktidarının ekonomik saldırı yöntemi yeni değil, Menderes de öyle yapmıştı, Çiller de, Özal da...

Ama bu kez siyasi iktidarın gözü öyle kararmış ki, hiçbir hakkaniyet duygusu olmadan, ülkenin en büyük basın yayın grubunu “öldürmek” için saldırıyor.

Tayyip Erdoğan bugün Doğan grubunu düşman bellemiş. Yarın başka bir sermaye grubunu düşman görüp ona da saldırmayacağı ne malum...

Ne malum değil malum. Padişah edasıyla, “astığım astık kestiğim kestik” havalarında ülkeyi tek başına yönetmeye kalkışanlar bu işlere çok kolay alışır.

Basına saldıranlar ebediyen tahtta kalacaklarını sanırlar, eskilerden hiç örnek almazlar, demokrasilerde siyasi iktidarların basınla barışık yaşamaya neden özen gösterdiğini anlamazlar.

Anladıkları zaman da iş işten geçmiş olur.

DİĞER YENİ YAZILAR