Tayyip Erdoğan, başbakanlığın ne olduğunu bilmediğini, hukukun en temel kavramlarıyla ilişkisi olmadığını son “pompalı” sözüyle gösterdi.
Radikal Kürt milliyetçileri ile radikal Türk milliyetçilerinin bu ülke için üzerinde birleştikleri senaryo, bir Türk-Kürt savaşı çıkartmaktır. Kürt milliyetçileri sokakların kan gölüne dönerek kendi ayrılık hedeflerini kolaylaştırmasını, radikal Türk milliyetçileri de bu kan gölünün her türlü demokratik umudu yok etmesini umuyor.
* Tayyip Erdoğan ne manzarayı görebiliyor ne de bu ülkenin başbakanı olarak birinci görevinin her durumda kan dökülmesini önlemek olduğunun bilincinde.
* Başbakan son Güneydoğu gezileri sırasında ortaya çıkan, DTP örgütlerinin başını çektiği şiddet gösterilerini tahlil etmekten de yoksun.
Bu gösterileri “sokaktaki delikanlı ruhu” ile kendi şahsına yönelikmiş gibi algılayan bir kişinin başbakanlık yetkilerini kullanması bile sakıncalıdır.
Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki gösteriler sırasında bir kişinin göstericilere pompalı tüfekle ateş açmasını yine aynı “sokak delikanlısı” üslubuyla “sabrın taşması” olarak nitelemiş ve haklı gördüğünü açıkça söylemiştir.
Bundan sonra herhangi bir gösteri sırasında sıradan vatandaş mı yoksa “birilerinin hizmetkârı” mı olduğu bilinmeyecek kişiler göstericilerin üzerine ateş açar ve insanlar ölürse bunun sorumlusu bizzat Erdoğan’ın kendisi olacaktır.
Demokratik hukuk devletlerinde hiçbir vatandaşın bizzat ceza vermesi asla söz konusu değildir. Herhangi bir nedenle mağdur olan vatandaşın hakkını, canını malını koruma görevi ve yetkisi sadece o devletin güvenlik güçlerine aittir.
* Bunu bilmeyen Tayyip Erdoğan bu ülkenin canını en fazla yakacak olan senaryoya bu sözleriyle yol verdiğinin de farkında değil, çünkü “madem ki aynı topluluk onun Güneydoğu gezilerini zehir etmektedir, halkın onlara her şekilde tepki göstermesi mübahtır.”
Herhangi bir kişinin üzerine ateş açmak her durumda ve koşulda suçtur, bu suçu haklı görmek ve alenen haklı göstermeye çalışmak da suçtur. Tayyip Erdoğan bu suçu işlemiştir.
2008 yılında Türkiye’nin başında hukukun temel ilkelerinden habersiz, kendisini “her şeyi yapmaya muktedir” gibi gören, bütün ülkenin başbakanı olmanın sorumluluğunu bilmeyen, ülkeyi “sokak delikanlısı” gibi yönetebileceğini zanneden bir kişinin bulunması hem acıdır hem tehlikelidir.

