Başbakan'ın maaşı

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın maaşı ve "iş" yapmaya devam etmesiyle ilgili sözleri kalemleri çalıştırmaya devam ediyor

Haberin Devamı

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın maaşı ve "iş" yapmaya devam etmesiyle ilgili sözleri kalemleri çalıştırmaya devam ediyor. Başbakan'ın siyasete girmeden ve Başbakan olmadan önce yaptığı işi devam ettirmesinin mazereti yoktur. Açık toplumların hiçbirisinde başbakanların, bakanların özel işlerine devam etmeleri kabul edilemez.

Başbakan'ın ticari işlerini yapmaya devam etmesinin gerekçesi olarak "başbakanlık maaşıyla geçinemem, çocuklarımı da okutamam" demesi siyasi hayatımızda gevşek alaturka üslubun varlığını koruduğunu göstermektedir.

Türkiye'nin geleceğini değiştirmek için yola çıkacaksınız, siyasetçi olarak kendinize önemli misyonlar yükleyeceksiniz sonra "başbakanlık maaşıyla geçinmem mümkün değil" deyeceksiniz. Böyle bir mazeretin adını koyan halk deyişleri çoktur.
Siyaseti "halkı ve ülkesi için fedakârlık" mesleği değil de "bal tutan parmağını yalar" mesleği olarak görenlerin sisteme hakim olması nedeniyle siyaset kavramı da siyasiler de çok ağır şekilde yıpranmıştır.

Başbakan Erdoğan, bir konuşması nedeniyle hapse girmiş bir siyasidir. Siyasette hapse girmeyi göze alabilmekte ama maddi çıkarlarından fedakârlık edememektedir.

Şeffaflık istiyor muyuz?
Başbakan'ın "çocuklarımı okutamam" sözü de tam anlamıyla yanlışlığa tuz-biber ekmek olmuştur. Siyasette yükselmeye başladığı sırada, maddi imkânları olmadığı için çocuklarını yurt dışında yakını olan bir zengin işadamının bursuyla okuttuğunu açıklamış olan Başbakan'ın son mazeretinin bu olması da aslında durumu kendi içinde hazmedemediğini göstermektedir.

Yerel seçimlerde AKP'den aday olan birçok kişinin, seçildikten sonra özel işlerini bırakacaklarını açıklamaları da herhalde Başbakan'ın ve bu konuda taviz vermemesini söyleyen yakın çevresinin sıkıntı hissetmesine yol açmaktadır.

Başbakan'ın maaşının azlığına gelince...

Son derece doğrudur: Milletvekilleri de bakanlar da başbakanlar da başka iş yaparak çocuklarını okutma bahanesini kullanamayacakları düzeyde maaş almalıdırlar. Bu maaşın en üst düzey kamu görevlisinin de üstünde bir miktar olması gerekir.

Ama siyasette eski alaturka alışkanlıklar var olmaya devam ettikçe; Ankara'ya gelen seçmenlere "bakıldıkça", kalabalıklara kebaplar ısmarlandıkça, parti binalarının kiraları, çalışanların maaşları ödendikçe bakan ve vekillere en yüksek maaşlar bile yetmez.

Bugün, siyasilerin özellikle seçim dönemlerinde "destek bağışları" kabul etmeye devam ettikleri, bu bağışların kayıtlarda hiçbir şekilde gösterilmediği de bir başka gerçektir.

Siyasette şeffaflığa kolay ulaşılamıyor. Buna ulaşmak için de toplumun denetim ve baskı gücünü sonuna kadar kullanması gerekiyor. Başbakan'ın maaşı ve ticari işleri tartışması da bu noktanın epeyce uzağında olduğumuzu göstermiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR