Yine hayat sıkıştı, kimse işin içinden çıkamıyor.
Milli bir özelliğimiz burada ortaya çıkıyor. İleriye bakarak, olasılıkları hesaplayarak yorum yapmak yerine günün akışında davranarak yarının sorunlarının temelini en derin biçimde atmayı başarıyoruz.
Erdoğan 'lider'dir
AKP'nin seçimden birinci parti çıkacağı aylar öncesinden belli olmuştu. Bunu gören ve söyleyenler çeşitli suçlamalarla karşılaştılar. Ama toplumdaki dalgayı iyi izleyenler haklı çıktı.
AKP'ye verilen oyların önemli bir bölümünün Tayyip Erdoğan'ın "kişisel" özelliklerine ve temsil ettiği farklı değerlere verildiği de belliydi.
Erdoğan AKP'nin genel başkanı ve "lideri"dir. Birçok siyasi parti genel başkanı "lider" değildir, ama Erdoğan liderdir.
Bu durumda varolan siyasi sisteme göre Erdoğan'ın başbakan olması doğaldır. Bu göreve gelmesinin önündeki yasal engeller, yine alışılmış kolay ve alaturka usullerle aşılmaya çalışılırsa yarının daha önemli sorunlarının da temelleri bir kez daha atılmış olur.
Sezer ve Baykal haklı
AKP'nin bulduğu kolay yol, başbakanın parlamento içinden atanmasını öngören anayasa maddesinin değiştirilmesidir. Bu tür bir "pratikliğe" hem Cumhurbaşkanı Sezer hem de Deniz Baykal karşı çıkmışlardır. Karşı çıkmakta haklıdırlar, çünkü bu maddenin Meclis dışından atama yapılmasına imkân sağlayan şekilde değiştirilmesi başka koşullarda büyük sakıncalara yol açabilir.
Bu arada, Tayyip Erdoğan bu konudaki tartışmalara katılırken "milli iradenin verdiği iktidar paylaşılamaz" şeklinde bir görüş açıklamıştır.
İktidar paylaşılır
Parlamenter demokrasi tam tersine, "güçlerin ayrılığı" ilkesini getirerek "milli iradenin verdiği iktidarın" denetlenmesini ve paylaşılmasını öngörmektedir. Bu nedenle yargının siyasetten tam anlamıyla bağımsız olması gerekmektedir. Yine aynı nedenle özgür bir basının "dördüncü güç" olarak görev yapması gerekmektedir.
Bazı hukukçuların önerdikleri yol, Erdoğan'ın başbakanlık görevine gelmesi için, daha uzun olsa da daha doğru olan yoldur. Bu öneride ara seçimin yerel seçimle birlikte yapılmasını sağlayan anayasa değişikliği söz konusudur. Bu şekilde sistem bozulmamış olacak, buna karşılık Erdoğan başbakanlık için bir yıl kadar bekleyecektir.
Yüzde 35'in istediği olmalı
Kuşkusuz bugünkü durum da çok özenilecek bir durum değildir. Erdoğan'ın AKP'nin tartışılmaz lideri olması dolayısıyla başbakan, kim olursa olsun, bu süre boyunca başbakan yardımcısı gibi bir konumda kalacak, dolayısıyla bazı konularda gerçek bir inisiyatif kullanma imkânına sahip olamayacaktır.
Erdoğan'ın yasaklı olması halkın yüzde 35'inin Erdoğan ve partisine oy vermesini engellememiştir. Bu yüzde 35 Erdoğan'ın başbakan olmasını istemektedir.
Erdoğan başbakan olmalıdır. Ancak bunun için sistemde dalgalanma yaratacak zorlamalara da gerek yoktur.
Başbakan olmalı ama nasıl?
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Ama Tayyip Erdoğan'ın milletvekillği, dolayısıyla başbakanlık yolunun kesilmesi için yasaların "teknik" yorumlanmasına rağmen perşembe geldi.
Haberin Devamı

