Başbakan Erdoğan’ın ciddi bir “dil sorunu” var. Bu sorunu, kendisini sürekli olarak zor durumda bırakıyor. Sık sık açıklama, düzeltme yapılmak zorunda kalınıyor.
Nitekim Erdoğan, söylediği “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözünü “ben askerlikle ilgili bir tanım yaptım, kimseyi rencide etmek niyetinde değildim” şeklinde düzeltmeye çalıştı.
Tabii bu düzeltmenin kendisi de birçok “karışık” noktaya çekilebilir.
Örneğin birileri de “hangi meslek yan gelip yatma mesleğidir” diye sorabilir.
Ama ilk cümlesine bakıldığında, sözünün arkasındaki fikrin “Kardeşim askerlikte gazi olmak da var şehit olmak da” olduğu anlaşılıyor.
Bir şehit ailesini başsağlığı dilemek üzere aramamasına ve hiçbir cenazeye katılmamasına ilişkin açıklamaları da yine bir “rahat olmama” durumunun ifadesidir.
Henüz askerlik ve yan gelip yatmayla ilgili tartışma yatışmadan, son olarak Başbakan’ın “Keşke 1 Mart tezkeresi Meclis’ten geçseydi” dediği duyuldu.
Burada da biraz durmak gerekiyor. Çünkü sözünün içinden büyük bir siyasi kararsızlığın ifadesi çıkıyor.
Düşünmeden konuşmak...
1 Mart tezkeresi, ABD’nin Irak’ı işgali sırasında Türk topraklarının kullanılması için izin verilmesine ilişkindi. Belli oluyor ki Başbakan o sırada da kararsızdı ama tezkereyi Meclis’e gönderdi.
Hatırlanacağı gibi, AKP’li milletvekillerinin büyük çoğunluğunun karşı çıkması üzerine tezkere Meclis’ten geçmedi. O dönemde Meclis’in bu kararının aslında Başbakan’ı pek rahatlattığı mesajları geliyordu.
Aradan onca zaman geçtikten sonra Başbakan’ın bu meseleyle ilgili fikirlerinin yine karışmış olduğu anlaşılıyor. En azından o sırada Başbakan kendisini bu kadar güçlü hissetmiyor ve Müslüman dünyanın liderliği rüyasını görmüyordu.
Anlaşılan Lübnan’a asker gönderme ısrarına yol açan rüyaların etkisiyle, geriye doğru bakınca keşke bu “liderlik” işine Irak savaşından önce başlasaydık fikrine kapılmış.
Bunlar tabii ki yorum. Ama yorumun ötesinde bir gerçek var. Bu da kullandığı dilin, Türkçeyi kullanma şeklinin sık sık Başbakan’ı ele verdiğidir.
Her konuda hemen tepki vermek bir tür “delikanlılık” raconu olabilir. Ama siyasette en tehlikeli işlerden biridir. Çünkü düşünmeden yapılan her konuşma değişik yorumlara yol açar.
Başbakan’ın dil sorunu hep vardı, bu sorunun kolay giderilemeyeceği de belli.
Başbakan’ın dil sorunu
Başbakan Erdoğan’ın ciddi bir “dil sorunu” var. Bu sorunu, kendisini sürekli olarak zor durumda bırakıyor. Sık sık açıklama, düzeltme yapılmak zorunda kalınıyor
Haberin Devamı

