Haberin Devamı
CHP Genel Başkanı’nın, dünkü görüşmede Başbakan’a getirdiği öneriler arasında seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi vardı ve Başbakan bu öneriye anında karşı çıktı.
Yüzde 10 barajının konulmasının gerekçesi, uyumsuz koalisyonlara yolu tıkamaktı, ancak zaman içinde “Bir Kürt partisinin Meclis’te etkili bir grup edinmemesi” gerekçesi daha öne çıktı. Dolayısıyla Başbakan’ın “koalisyonlar olmasın” gerekçesi geçerli değildir.
Seçim barajı konusu ortaya çıktığı zaman ortaya sürülen, Avrupa ülkelerinin seçim sistemlerinin bazılarında da baraj olduğu gerekçesi de geçerli değildir. Hiçbir demokraside bu kadar yüksek bir baraj bulunmuyor.
Kürtleri temsil ettiklerini iddia eden partiler, ilk kez SHP ile birlikte Meclis’e girmelerinin ardından bağımsız adaylarla katıldıkları seçimlerde ülke genelinde yüzde 5 dolayında üzerinde oy almışlardır. Kürt vatandaşların çoğunluk oldukları bölgelerde de oy oranları yüzde 50’nin üzerindedir. Bu oran da onları, söz konusu bölgelerdeki yerel seçimlerde “rakipsiz” hale getirmiştir.
Birkaç seçime bakıldığında, Kürtlerin oylarının bu partilerle, muhafazakâr-dinci partiler arasında bölüşüldüğü ortaya çıkıyor. Son durumda bu oylar için, AKP ile BDP doğrudan rakip durumundadır. Seçim barajının yüzde 7’ye düşmesi durumunda, BDP gibi partilerin kendi bölgelerinde seçime çok daha kuvvetle “asılmaları” ve barajı aşarak Meclis’e 40 dolayında milletvekili ile girmeleri büyük bir sürpriz olmayacaktır.
Şu anda geçerli baraj sistemi, bu partilerin oylarının neredeyse yarısının boşa gitmesini “sağladığı” için “sistem” yüzde 10 barajını korumak konusundaki kararlılığını dün de Başbakan’ın ağzından tekrarlamıştır.
Buna karşılık, barajın yüzde 7’ye inmesi bir “güven” sorununu çözecektir. O güven unsuru, Kürtleri temsil eden partilerin gerçek oy destekleriyle orantılı olarak Meclis’te temsil edilmeleridir. Barajı düşürmek, “istenmiyoruz” duygusunu ve endişelerini giderme yolunda en önemli irade, gerçek anlamda da önemli bir “açılım” olacaktır.
Başbakan’a ve iktidar partisine düşen, askerlerin alanına giren “özel birlik” vb. konularla zaman geçirmek değil, baraj gibi sorunları giderecek politik adımlar için destek sağlamaktır.
AKP, CHP’nin Kılıçdaroğlu ile birlikte bu meselede önemli bir adım atmış olmasını değerlendirmek zorundadır.

