Ballı parmak ya da padişahlar

Birkaç gündür gazetelerin en tepelerinde yer alan haberler, Ankara'nın, orada kim oturursa otursun, demokrasiden habersiz olduğunu gösteriyor

Haberin Devamı

Birkaç gündür gazetelerin en tepelerinde yer alan haberler, Ankara'nın, orada kim oturursa otursun, demokrasiden habersiz olduğunu gösteriyor.

Demokrasi, 4-5 yılda bir sandığa gidilir, sandıktan kim çıkarsa o belli bir süre için padişah olur anlayışının sistemi değildir. Demokrasinin temel mantığında, seçilmiş olanların da atanmış olanların da sürekli olarak halka hesap verme durumunda olmaları yatar.

Mehmet Ali Şahin ve Abdüllatif Şener'e birer at hediye ediliyor. Olay ortaya çıkınca ilk yalan söyleniyor: Atlar satın alındı. Kaça alındı? Beşer bin liraya. Bu yalanı söyleyenler bilmiyorlar mı ki, atların gerçek değeri hemen bulunabilir. Nitekim bulunuyor: Atların her birinin değeri 100 bin YTL'dir.

Devlette makam otoları konusunda bir süredir savurganlığı önleyecek tedbirler uygulanıyor. O zaman ne yapılır? Bakanın kendisine bağlı hatta bağımlı olduğu bir kuruluştan "aktarma" yapılır.

Sanayi Bakanı Ali Coşkun'a da 400 bin YTL'ye son model bir otomobil alınıyor. Alan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'dir. TOBB yönetici ve üyeleri böyle bir "hediye"yi makul bulabilir, çünkü Sanayi Bakanı en çok muhatap oldukları ve sürekli "ihtiyaç duydukları" bakandır.

Basının görevi hatırlatmak
Yine günün çok konuşulan konularından biri Kürşat Tüzmen'in bir fuarcılık kuruluşuna yaptığı "kıyaklar." Bu kuruluşun başındaki kişinin özel konumunun önemi yoktur. Ancak bu özel konum, yakınlık, parasal yetkilerin lehte kullanılmasına yol açıyorsa ortada ağır bir durum vardır.

Maliye Bakanı Unakıtan'ın çocuklarının ticari faaliyetleri, kaçak villaları bir ara çok konuşuldu, sonra Başbakan bakanına sert sözlerle sahip çıktı ve konu unutulur gibi oldu.

Ama demokraside bunlar unutulmaz. Halk unutsa bile basının görevi hatırlatmaktır.

Ve de yukarıda adı geçen 5 bakanın eleştirildiği her bir olay, eğer demokratik ülkede olmuşsa, o kişi, olay ortaya çıktığı anda görevinden ayrılır. Bunu kendisinden isteyecek olan da hükümetinin saygınlığı, itibarı konusunda en hassas olması gereken birinci sorumlu, yani başbakandır.

Ankara'da koltuğa oturanın kendisini padişah ya da sadrazam sandığı bir zihniyetin egemenliğinde demokrasinin işlemesi zor. AKP de bu zihniyet açısından, öncekilerden farklı çıkmadı. Örnekler yukarda ve herkes bunun anlamını iyi düşünmeli.

DİĞER YENİ YAZILAR